KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9497 E., 2009/11179 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
447 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.09.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, halen davalılardan ... adına tapuda kayıtlı 5070 sayılı parselin ve üzerindeki inşaatın düğünde kendisine takılan ziynet eşyalarının satışı suretiyle alınıp meydana getirildiğini, bu nedenle parselin dükkan üzerindeki 1 numaralı bağımsız bölümünün adına tescilini, ikinci kademede ise taşınmazın alımında ve üzerindeki binanın yapılmasında mevcut katkı payının tazminat olarak tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
1-Öncelikle, davacının tapu iptali ve tescil isteğine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmektedir.
Davacı ile davalılar arasında mülkiyet naklini gerektiren bir inanç ilişkisinin varlığının kabulü için Türk Medeni Kanununun 706. maddesi hükmüne göre düzenlenmiş resmi bir sözleşme olması gerekir. Böyle bir sözleşme yoksa davacının mülkiyet aktarımı için geçerli bir hukuki nedene dayandığından söz edilemez ve mülkiyet iddiası dinlenemez. Salt bedelin davacı tarafından ödenmiş olması veya eşler arasında temsil ilişkisinin bulunması da kaydın iptalini gerektirmez.
Eldeki davada, davacı resmi şekilde yapılmış belgeye dayanmadığından tapu iptali ve tescil isteğinin reddine karar verilmesinde yasaya aykırı bir yön yoktur. Davacının açıklanan hususları amaçlayan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacının ikinci kademedeki katkı payına ilişkin tazminat istemine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
5070 parsel sayılı taşınmaz tapuda davalı ... adına kayıtlıdır. Diğer davalı ..., ...’nin oğludur. Davacı ile ... arasındaki evlilik birliği 2004 yılındaki boşanmayla sona ermiştir. Özellikle davacının dinlettiği tanık sözlerinden; 5070 sayılı parselin satın alınmasından sonra davacıya takılan bir kısım ziynet eşyasının satılarak yapılan inşaatın sürdürüldüğü, hatta davalı ...’nin davacıya buradan bir bağımsız bölümün mülkiyetini vermeyi vaat ettiği, kısaca davacının inşaat yapımı sırasında kısmen katkıda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Karşılıklı güvene dayalı olarak kurulan aile birliği içerisinde eşlerin ve bu arada ilişkiye katılan davalı kayınvalidenin aralarındaki hukuki ilişkiyi yazılı sözleşmeye bağlamaları beklenemez. Eşler arasındaki işlemlerin HUMK’nun 293. maddesi uyarınca tanıkla kanıtlanma olanağı vardır. Kararlaştırılan anlaşmaya aykırı davranılması nedeniyle tazminat istenmesini önleyen bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; tarafların 5070 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan inşaattaki katkı paylarını ve özellikle davacıdan alınarak bozdurulan ziynet eşyalarının katkısını, tarafların gelir durumları değerlendirilerek, gerek duyulursa bilirkişi incelemesi de yaptırılarak ve taşınmazın değerine göre oranlama suretiyle bulmak ve davacının katkı payının tahsiline karar vermek olmalıdır.
Değinilen yönler üzerinde durulmadan ikinci kademedeki tazminat isteğinin eksik inceleme ve araştırmayla reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/9497, K. 2009/11179, 19 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama