KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9508 E., 2009/10873 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
670 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 19.06.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, adına kayıtlı 161 ada 1 ve 3 parsel numaralı taşınmazların genel yol ile bağlantısının bulunmadığını belirterek davalılara ait 2 ve 4 parsel numaralı taşınmazlardan geçit hakkı kurulması isteğinde bulunmuştur.
Bir kısım davalılar, davacının yolu bulunduğu, davacı ve davalılara ait taşınmazların öncesinde bir bütün olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulü ile 1 parsel numaralı taşınmaz yararına 2 parselden, 3 parsel yararına da 4 parsel numaralı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, ... temyiz etmiştir.
Dava, geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” yada “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Somut olaya gelince;
Davacı adına kayıtlı bulunana 1 ve 3 parsel numaralı taşınmazların genel yol ile bağlantısının bulunmadığı, bir başka anlatımla davacının geçit gereksiniminin bulunduğu sabittir. Mahkemece 25.11.2008 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu 1 sayılı parsel yararına, 2 sayılı parselde “C” ve 3 sayılı parsel yararına da 4 parselde “A” harfi ile belirtilen seçeneklerden geçit hakkı kurulmuştur. Ancak 1 sayılı parsel yararına kurulan geçit hakkının sadece 2 parsel numaralı taşınmazdan kurulmuş olması kesintisizlik ilkesinin ihlali niteliğinde olacağından kurulan geçit hakkı doğru olmamıştır.
Geçit davalarında amaç, genel yola bağlantısı olmayan taşınmazları genel yola kesintisiz olarak bağlamaktır.1 parsel yararına kurulan geçit hakkı ile kesintisizlik kuralı gözardı edilmek suretiyle dava kabul edildiğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/9508, K. 2009/10873, 13 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama