KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/9873 E., 2009/10805 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
725 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 22.12.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, Türk Medeni Kanununun 747.nci maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı, 380 parsel sayılı taşınmazının genel yol ile bağlantısının bulunmadığını belirterek taşınmazı yararına, davalılara ait 210, 216, 206, 207, 379 ve 381 parseller üzerinden geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir.
Mahkemece davacı parseli yararına, bir kısım davalılara ait 215, 210, 207 ve 216 sayılı parseller üzerinden 12.03.2008 tarihli fen bilirkişisi raporunda kırmızı ve mavi renkle boyalı (A-B-C-D) harfleri ile gösterilen, 3,5 metre genişliğinde, toplam 317,75 m2’lik kısımdan geçit hakkı tesisine ve geçit hakkı kurulan kısmın 215, 210, 207 ve 216 sayılı parsellerden ifrazına karar verilmiştir.
Hüküm 210 ve 216 sayılı parsellerin maliki davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacıya ait 380 parsel sayılı taşınmazın genel yol ile bağlantısı bulunmadığından geçide ihtiyacı olduğu sabittir. Ne var ki; mahkemece 206 ve 207 sayılı parseller ile 216 ve 210 sayılı parsellerin ortak sınırından geçit imkanının bulunup bulunmadığı inceleme konusu yapılmamıştır. Ayrıca geçit eni de en fazla 2,5-3 metre olmalıdır. Somut olayda bu miktarı aşar şekilde 3,5 metre genişliğinde geçit tesisi de doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; geçit davalarında yargılama giderinden olan harcın davacı üzerinde bırakılması gerekirken, davalılardan tahsiline karar verilmesi geçit tesis edilen kısmın, aleyhine geçit kurulan 215, 210, 207 ve 216 parsellerden ifrazına karar verilmesi, geçit bedelinin aleyhine geçit kurulan taşınmaz maliklerine paylaştırılması gerekirken HUMK’nun 389. maddesine aykırı şekilde hükmün infazında tereddüt doğuracak şekilde hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2009/9873, K. 2009/10805, 13 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama