KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/10535 E., 2010/11882 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
445 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.11.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, miras bırakanı “ ... oğlu ...’a” ait 165 ada 13 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında miras bırakanın isminin “ ... oğlu ... ” yazıldığını ileri sürerek düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dosya içinde bulunan tapulama tespit tutanağı ve eklerinin incelenmesinden 1954 yılında yapılan tapulama sırasında “senetsizden” tespit yapıldığı, mülkiyet sütununa malikin “ 18.4.1940 tarih 4/2180 numaralı nüfus kaydına istinaden ... köyünde ikamet eden Ceyhan nüfusuna kayıtlı 316 doğumlu ... oğlu ... ” olduğu yazılmıştır. Yargılamalar sırasında dinlenen davacı tanıkları dava konusu taşınmazı 30 yıldan beri ev yapmak suretiyle ... isimli kişinin kullandığını bildirmişlerdir.
Mülkiyet nakline yol açmamak için yukarıda açıklanan ilkelere uygun araştırma ve soruşturma yapılmalı ve özellikle nüfus müdürlüğünden 18.4.1940 tarih 4/2180 numaralı nüfus kaydının kime ait olduğu araştırılmalı, mahallinde keşif yapılarak tapu kayıt maliki ile davacı miras bırakanının aynı kişi olup olmadığı hususunda yerel bilirkişiler ile taşınmazı kullanan ... ’dan bilgi alınmalı ve tapu kayıt maliki ile davacının miras bırakanının aynı kişi olup olmadığı kesin olarak saptanıp sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eksik araştırma ve soruşturma ile davanın kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2010/10535, K. 2010/11882, 2 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama