İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /14. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 14. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2010/12344 K.2010/12879

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.08.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan ..., ... vekili…

Esas2010/12344Karar2010/12879Tarih24 Kasım 2010Okuma5 dk · 940 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/12344 E., 2010/12879 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
24 Kasım 2010
Mahkemesi
Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

940 kelime·5 dk okuma·2 bölüm

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.08.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan ..., ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı tesisi istemine ilişkindir. Davalılar, davacının 279 sayılı parselinin genel yola bağlantısı olduğunu davanın reddini savunmuştur. Mahkemece dava kabul edilmiş, bilirkişi krokisinde 107 parselin kuzeyinde 4. güzergah olarak gösterilen yerden davacı parseli yararına geçit kurulmuştur. Hükmü 107 sayılı parsel maliki temyiz etmiştir.

Geçit hakkı kurulması davalarında amaç, genel yola bağlantısı olmayan taşınmazların yolla bağlantısının sağlanmasıdır. Bundan dolayı, geçit kurulurken ihtiyaç içinde olan parsel kesintisiz olarak genel yola bağlanmalıdır. Buna uygulamada “kesintisizlik ilkesi” denilir. Öncelikle belirtilmelidir ki, mahkemece kurulan geçitte bu ilke zedelenmiş, davacının 279 sayılı parseli arazide mevcut dere sebebiyle genel yola kesintili olarak bağlanmıştır.

Diğer taraftan, dereler Türk Medeni Kanununun 715.maddesinde belirtilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Bu özelliği sebebi ile kamu malı niteliğinde olduğundan kişi yararına özgülenemez. Nitekim bu hususa 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesinde de değinilmiş, bu gibi yerlerin tescil ve sınırlandırmaya tabi olmadığı hükmü getirilmiştir. Kısaca, mahkemenin seçtiği güzergah geçit için uygun değildir.

Davalılar davacının 279 sayılı parselinin genel yola bağlantısı olduğunu savunmuş, ancak mahkemece bu husus üzerinde durulmamıştır. Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayalı bu tür davalarda geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Denilebilir ki, geçit davalarında davacı yanın dava konusu üzerinde tam bir tasarruf yetkisi yoktur. O halde, davacının geçit ihtiyacı kesintisizlik ilkesine uygun, dava dışı parseller üzerinden de aranmalı bu konuda gerekli inceleme ve araştırma yapılmalıdır.

Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın yazılı olduğu şekilde ve uygun olmayan güzergahtan kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 24.11.2010 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Davacı, 279 parsel sayılı taşınmazı yararına, güneybatı yönündeki dereden sonra gelen davalılar adına tapuda kayıtlı 105, 106 ve 107 sayılı parsellerin uygun olanı üzerinden geçit kurulmasını istemiştir. Davalılar, davacının taşınmazının genel yola bağlantısı olduğunu, geçit ihtiyacı bulunmadığını savunmuşlardır.

Mahkemece dava kabul edilerek bilirkişi raporu ve eki krokisinde 107 sayılı parselin güneybatısından 4. güzergah olarak gösterilen yerden davacı parseli yararına geçit kurulmuş, karar Dairemizin çoğunluğunca.

“Derelerin, Türk Medeni Kanunu ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun ilgili hükümleri gereğince devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ve kamu malı niteliğinde yerlerden olduğu, kişiler yararına özgülenemeyeceği, bu gibi yerlerin tescil ve sınırlandırmaya tabi olmadığı, davacının 279 sayılı parselinin arazide mevcut dere sebebiyle genel yola kesintili olarak bağlandığı, bu güzergahın geçit için uygun olmadığı, bu şekilde geçit kurulmasıyla kesintisizlik ilkesinin zedelendiği, davacının geçit ihtiyacının kesintisizlik ilkesine uygun, dava dışı parseller üzerinden de aranması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur.

Dairemizin çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlık; mahkemece kurulan geçit nedeniyle geçit davalarında uygulanan kesintisizlik ilkesinin ihlal edilip edilmediğine ilişkindir. Kesintisizlik ilkesini öncelikle; yarına geçit kurulması istenen taşınmaz ile bağlantı kurulması istenen genel yol arasındaki geçit güzergahında çok sayıda taşınmaz mevcut olması halinde bu taşınmazların bir veya birkaçından geçit kurulmaması, tapu siciline yapılan kayıt itibariyle de genel yola ulaşımın tam olarak sağlanamaması olarak nitelendirmek gerekir.

Diğer taraftan, ülkemizdeki arazilerde dere, çay vs. gibi doğal olarak akan su kaynaklarının yanında arazilerin sulanabilmesi için insan eliyle açılan ark, hendek, sulama kanalı, drenaj kanalları gibi çok sayıda yapay sulama amaçlı su yolları da bulunmaktadır.

Dere dışındakiler eldeki davanın konusu olmamakla birlikte çekişme bir ilkeye taalluk ettiğinden, kesintisizlik ilkesini değerlendirirken gerek doğal gerekse yapay tüm bu su yolları üzerinden geçit kurulup kurulamayacağı hususu da birlikte değerlendirilmelidir.

Örneğin, geçit kurulması gereken güzergah üzerinde 30 cm genişlikte bir ark, 1 m. genişlikte bir hendek veya 2 m. genişlikte bir su kanalı mevcut olduğu takdirde yine kesintisizlik ilkesinin ihlal edilmiş olacağı gerekçesiyle geçit kurulamayacağına mı hükmedilecektir. Bu tür su yolu geçişlerinin suyun doğal akışını hiçbir şekilde etkilemeyecek hazır olarak satılan çeşitli ebatlardaki basit betonarme bir “büz” ile dahi sağlanması mümkündür.

Çoğunluk görüşünde bu hususlarda bir değerlendirme yapılmamıştır. Çünkü doğal olarak üzerinde su yolu bulunmayan arazi olmaz, sulama yapılmadığı takdirde arazilerde tarım yapılamaz.

Bu sebeple uygulamada böyle durumlarda Dairemizce geçit güzergahı üzerinde su yolu ile karşılaşıldığında “geçit isteyen davacının bu su yolu üzerinden kendi imkanları ile köprü kurmak suretiyle geçebileceği, geçit talebinde bulunurken zaten bu durumu kabullendiği farzedilerek” bu durumun kesintisizlik ilkesini zedelemediği öngörülmektedir.

Ayrıca, mahkemece kurulan geçit ile bozma kararında zikredilen “derelerin, Türk Medeni Kanunu ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun ilgili hükümleri gereğince devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ve kamu malı niteliğinde yerlerden olduğu, kişiler yararına özgülenemeyeceği, bu gibi yerlerin tescil ve sınırlandırmaya tabi olmadığına” ilişkin yasa hükümlerine aykırı şekilde dere ile ilgili olarak herhangi bir hüküm kurulmadığı gibi, dere kimse yararına özgülenmiş değildir.

Dolayısıyla, mahkemece kurulan geçit ile anılan yasa hükümleri, dolayısıyla geçit davalarında uygulanan kesintisizlik ilkesi ihlal edilmiş değildir. Sadece taşınmazı yararına geçit kurulan davacının da başkaları gibi bu dere üzerinden köprü yapmak suretiyle ulaşım sağlayabileceği öngörülmüştür. Aşkın kullanım söz konusu olduğu takdirde zarar gören ilgili kişi veya kurumlarca geçit sahibi aleyhine her zaman hukuki yollara başvurulabileceği de aşikardır.

Dairemizin uzun yıllardır devam eden yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır. Emsal kararlarda; “….dere üzerine masraflarını karşılayarak köprü yapmayı kabul ettiğine göre bu seçenek üzerinden değerlendirme yapılarak geçit tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulası doğru görülmemiştir (HGK 09.06.l999 1999/14-490-499)” denilmek suretiyle dere üzerinden geçit kurulabileceği Yargıtay HGK’nun denetiminden de geçmek suretiyle kabul edilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının yerinde olduğu ve onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan Sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2010/12344, K. 2010/12879, 24 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Karar
  4. Karşı Oy Yazısı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/12344
Karar No
2010/12879
Tarih
24 Kasım 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2010/12344 K.2010/11172
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2010/12344 K.2010/20221
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2010/12344 K.2010/26177
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2010/12345 K.2010/20250
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2010/12345 K.2010/11506
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2010/12345 K.2010/13280

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.