KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/14535 E., 2011/856 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
413 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.10.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, Şanlıurfa 4.Noterliği’nde 17.01.2008 tarihinde re’sen düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile davalının ... ve ... parsel sayılı taşınmazlardaki hak ve paylarının satışını vaat ettiğini, davalıya karşı tüm edimlerini yerine getirdiğini, tapu paylarının devredilmediğini ileri sürerek, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlardaki davalıya ait payların adına tescilini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Şanlıurfa PTT Merkez Müdürlüğü’nün 18.10.2010 tarihli yazısında, tebligatın davalıya Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebliğ edildiği ve tebliğ mazbatasının 12.11.2008 tarihinde mahkemeye teslim edildiği belirtilmektedir. Bu nedenle, öncelikle anılan madde uyarınca yapılan tebligatın geçerli olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 21. maddesine göre kendisine tebligat yapılacak kimse, gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine ya da memuruna imza karşılığı teslim eder ve tesellüm edenin adresini
2010/14535 - 2011/856
ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturularak, alınan beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle Tebligat Kanunu’nun 23 ve Tüzüğün 33. maddelerinde de ayrıca vurgulanmıştır.
Eldeki davada, Şanlıurfa PTT Merkez Müdürlüğü’nün yazısında, tebligatın davalıya Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebliğ edilerek evrakın 05.01.2008 tarihinde Şehitlik Polis Karakolu’na bırakıldığı, tebliğ mazbatasının 12.11.2008 tarihinde mahkemeye teslim edildiği belirtilmesine rağmen, tebliğ mazbatası dosya içinde bulunmadığından usulüne uygun tebliğ yapılıp yapılmadığı denetlenememektedir. Yöntemine uyulmayarak yapılan tebliğ ile davalının yokluğunda yargılama yapılması savunma hakkını ortadan kaldıracağından mahkemece, öncelikle davalıya dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir tebliğ evrakının dosya içine alınarak yöntemine uygun tebliğ yapılıp yapılmadığı denetlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenle karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2010/14535, K. 2011/856, 27 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama