İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /14. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 14. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2010/1903 K.2010/4716

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.08.2008 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesi ve kötüniyet iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 01.10.2009 günlü hükmün…

Esas2010/1903Karar2010/4716Tarih27 Nisan 2010Okuma5 dk · 931 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/1903 E., 2010/4716 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
27 Nisan 2010
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

931 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.08.2008 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesi ve kötüniyet iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 01.10.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 27.04.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_

Davacı, babası ... ’ın tapuda adına kayıtlı dava konusu 164 ada 120 numaralı parseli kendisine ve kardeşlerine paylaştırdığını, kardeşler arasında yapılan taksime uygun olarak kullanıldığını, kendisi ve ...’ın kardeşleri ...’nın hissesini de satın alarak üzerine inşaat yaptıklarını, paylı tescilin mümkün olmaması sebebiyle 23.02.2004 tarihinde kardeşler arasında yapılan anlaşma gereğince aynı gün kardeşi ... adına tescil edildiğini, taraflar arasında çıkan anlaşmazlık sebebiyle ...’ın taşınmazı muvazaalı olarak davalıya devrettiğini, davalının da kötüniyetli olduğunu belirterek tapu kaydının iptali ile 3/10 payının adına tescilini istemiştir.

Davalı, taşınmazı dava dışı ...’dan alacağına karşılık devraldığını, kardeşler arasındaki ilişkiyi bilmediğini, muvazaa ve kötüniyet iddasının yerinde olmadığını, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmü, davacı temyiz etmiştir.

Dava, inanç ilişkisi ve kötüniyet iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.

Bilindiği üzere hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alışverişte bulunmaları, satın aldıkları şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir.

Bu amaçla Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin genel hükmü yanında, menkul mallarda 988 ve 989, tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.

Öte yandan bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise, bunun kadar önemli olan öteki unsur ise topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur.

Belirtilen ilke Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış; aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğinde bulunan 1024. maddede başka bir ifade ile tekrarlanarak, iyi niyetli olmayan üçüncü şahısların kazanımını hükümsüz saymıştır.

Anılan yasal düzenlemeye göre, tapu sicilinde ismi geçen kişinin gerçek hak sahibi olduğuna inanan veya kendinden beklenen tüm özeni göstermesine rağmen gerçek malik olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesi imkansız olan kişinin iktisabı geçerlidir.Bu nedenle tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.

Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse; diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyi niyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.

Nitekim bu görüşten hareketle "kötüniyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden ( re'sen )nazara alınacağı" ilkeleri 08.11.1991 tarihli 1990/4 Esas, 1991/13 sayılı İnançları Birleştirme Kararı'nda kabul edilmiş, bilimsel görüşler de aynı doğrultuda gelişmiştir.

Somut olayda; dava konusu 164 ada 120 parsel sayılı taşınmaz davacının babası ...’a ait iken çocuklarına vermiş, ancak tapuda kardeşlerin imzasını taşıyan 23.02.2004 tarihli inanç sözleşmesi gereğince 23.02.2004 tarihinde dava dışı ... adına tescil edilmiş, ... tarafından 26.02.2007 tarihinde davalı ...’ye satış suretiyle intikal ettirilmiştir. 23.02.2004 tarihli belgeye göre davacı ile dava dışı önceki malik ... arasında inanç ilişkisi bulunduğu, taşınmazın Tepeköy beldesinde bulunması ve paylı tescilin mümkün olmaması sebebiyle, sözleşme doğrultusunda ... adına tescil edildiği sabittir.

Taşınmazın son tapu malikinin durumuna gelince; dosyaya sunulan 23.02.2004 tarihli inanç sözleşmesi kapsamında hak sahipleri taşınmazı fiilen taksim etmiş olup davacı, dava dışı kardeşler ... ile ... tarafından kendilerine ait olan yerlere bina inşa edilmiş olup halen kullanımlarındadır. Taşınmazda ayrıca iki adet asma katlı dükkan da bulunmaktadır. Kardeşler arasında çıkan anlaşmazlık sebebiyle babaları ...

17.01.2006 tarihinde mülkiyetin iadesi istemiyle dava açmış, dava 27.11.2006 tarihinde sonuçlanmıştır.Yine 03.09.2006 tarihinde meydana gelen yaralama sebebiyle davacının müşteki ve kardeşi ...’ın sanık sıfatıyla yargılandığı Sulh Ceza Mahkemesinin 2006/1138 E. 2008/203 K.sayılı dosyasındaki dava 31.01.2008 tarihinde sonuçlanmıştır.

14.01.2006 tarihinde davacı ve kardeşleri arasında çıkan olaylar sebebiyle ... vd hakkında kamu davası açılmış, Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/415 E. 2007/ 683 K.sayılı dosyasında yapılan yargılama 25.06.2007 tarihinde karara bağlanmıştır.Tanık beyanlarına göre davalı ... dava dışı (inanılan) ...’ın yakın arkadaşı olup kasabada berberlik yapmaktadır.Taşınmazı tapuda satın almış olmasına rağmen fiili ve hukuki bir tasarrufta da bulunmamıştır.

Davacı, dava dışı önceki malik ... ve davalı aynı kasabada yaşayan ve birbirileri ile ilişkisi bulunan kişilerdir. Taşınmazın fiili kullanım durumu, yargıya intikal eden olaylar, taşınmazın davalıya devrinin yapıldığı tarih dikkate alındığında davalının Türk Medeni Kanununun 1024. maddeleri kapsamında iyiniyetli olduğunun kabulü hayatın olağan akışına aykırı olup Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesinde öngörülen sicile güvenin koruyucu etkisinden yararlanması söz konusu olamaz. Belirtilen nedenle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 750.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 27.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2010/1903, K. 2010/4716, 27 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/1903
Karar No
2010/4716
Tarih
27 Nisan 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2010/1903 K.2010/6524
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2010/1904 K.2010/6525
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2010/1904 K.2010/1686
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2010/1905 K.2010/2398
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2010/1905 K.2010/4808
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2010/1905 K.2010/1668

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.