KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/3742 E., 2010/4860 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
312 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.06.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği dü:
_K ARAR _
Davacı, davalı adına kayıtlı ... Mahallesi 158 ada 6 parsel sayılı taşınmazın öncesinin yayla olduğunu, zilyetlikle kazanılmasının söz konusu edilemeyeceğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile özel siciline yazılmasını istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizce, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunun sonuç kısmında taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı bildirilmediği gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma kararına uyularak, çekişme konusu taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığı, davacının da orman iddiası ile açtığı davası bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine vekili temyiz etmiştir.
Dava, kadim yayla iddiasına dayalı tapu iptali ve özel sicile yazılması istemine ilişkindir.
Hükme esas alınan 18.09.2005 tarihli orman bilirkişi raporunda, çekişme konusu taşınmazın, 1960 tarihli memleket haritasında, 1970 tarihli amenajman planı ile 80 no'lu Orman Kadastro Komisyonunun yapmış olduğu 2/B çalışmasında ormanlık alan dışında kaldığı ve 1945 yılında devletleştirilen ormanlardan olmadığı; 1951 tarihli orman tahdit haritasına göre de, taşınmazın 1/2'sinin orman sınırları dışında olduğu belirtilmiştir. Görülüyor ki, orman bilirkişisi tarafından, dava konusu taşınmazın orman sınırları içerisinde kalıp
kalmadığını kesin biçimde belirleyen, bir kısmının orman sınırları içerisinde kalması halinde de infazı olanaklı rapor düzenlenmemiştir. Bu nedenle, konunun uzmanı orman bilirkişinin de katılımı ile yeniden keşif yapılarak, taşınmazın orman sınırları içerisinde kalıp kalmadığı, bir kısmının orman sınırları içerisinde kaldığının belirlenmesi halinde de, infaza elverişli kroki ve rapor alınmalıdır.
Mahkemece, bu saptama bir yana bırakılarak eksik araştırma ve inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2010/3742, K. 2010/4860, 29 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama