İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /14. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 14. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2010/395 K.2010/3440

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.06.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 27.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak…

Esas2010/395Karar2010/3440Tarih30 Mart 2010Okuma4 dk · 824 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/395 E., 2010/3440 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
30 Mart 2010
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

824 kelime·4 dk okuma·1 bölüm

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.06.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 27.05.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 30.03.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı ... vekili Av.... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, 21.06.2006 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davalı, satışın annesi olan vekili ... tarafından yapıldığını, annesini 10.09.1992 günlü vekalet görevinden 17.06.1994 tarihinde azlettiğini, satış vaadi sözleşmesinde gösterilen değerin düşük olduğunu, kaldı ki, bu bedeli de almadığını, davacının muvazaalı satış işlemine dayanamayacağını açılan davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacıya vekaleten satış yapan ...’e azilname tebliğ edilmemiş ise de, satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı 21.06.2006 tarihinden, vekilin azil işlemini bilmesi gereken kişi olmasına rağmen satış vaadi sözleşmesi yaptığından söz edilerek davanın reddine dair verilen ilk karar Dairemizce, özetle “... Davacının Türk Medeni Kanununun 3. maddesi anlamında iyiniyetli olup olmadığı, başka bir ifadeyle vekilin vekalet görevini azle rağmen kötüye kullandığını bilip bilmediği veya kendisinden beklenen bütün özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak olup olmadığı konusunda

taraf delilleri toplanmalı, toplanacak bu delillerden sonra davacının, davalının vekili ile çıkar ve işbirliği içinde olduğu veya kötüniyetli bulunduğu ya da halin icabı gereği bu durumda olan kişi olduğu sonucuna ulaşılırsa davayı şimdiki gibi reddetmek, aksinin saptanması halinde ise, vekil vekalet görevini kullanmış olsa dahi bu sorun vekil ile vekalet veren arasında nihayet bir iç sorun olarak değerlendirilebileceğinden davayı kabul etmek olmalıdır...” gerekçesi ile bozulmuştur.

Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, davalı tanığı olarak dinlenen davalının eşi ... beyanında; vekil ... ile yaptıkları telefon konuşmasında oğlu ...’ın ilk eşi ve ondan olan çocuklarına para yedirdiğini, bu nedenle vekaletnamedeki yetkisini kullanmak suretiyle dava konusu taşınmazı davacı ...’a devredeceğini söylediğini, durumu eşine aktardığında eşinin annesi ...’i vekillikten azlettiğini devrin gerçekleşmeyeceğini söylediğini bildirmiş,

yine vekil ...’in rüşvet aldığı iddiası ile Sağlık Bakanlığına verdiği dilekçe ile Giresun Cumhuriyet Başsavcılığınca oğlu ... hakkında “ Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık” yapmak sucundan yapılan hazırlık evrakı ve yapılan tahkikat sonucunda verilen Kovuşturmaya yer olmadığına dair 09.05.2009 gün ve 2009/1373 sayılı karar dosyaya sunulmuştur.

Mahkemece, vaat alacaklısının İzmir’de ikamet ettiği, taşınmazın ise Bulancak’ta bulunduğu, vekaletname tarihinden 14 yıl geçtikten sonra davacının tapu kayıt maliki asile taşınmazı satmak isteyip istemediğini sormamasının ve görmediği bir taşınmaza 70.000.00 TL vermesinin şüpheli olduğunu ve davacının iyiniyetli alıcı olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davalı, 10.09.1992 tarihinde dava dışı annesi olduğu anlaşılan ...’e maliki ve hissedarı bulunduğu taşınmazdaki hak ve hisselerini dilediği kimseye satmak ve satış vaadinde bulunmak işlemi yapmak yetkisini vermiş, davacının dayanağı 21.06.2006 tarihli satış vaadi sözleşmesi de bu vekaletnamede tanınan yetkiye dayanılarak yapılmıştır. Davalı, annesi olan ...’i 17.06.1994 tarihinde vekillikten azletmiş ise de azilname ne vekile tebliğ edilmiş ne de işlem yapması olası Tapu Sicil Müdürlüklerinin mahsus kayıtlarına işlenmek üzere gönderilmiştir.

Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu olarak benimsenmiş ve yasanın 390. maddesinde vekilin müvekkiline karşı vekaletini iyiniyetle ifa ile mükellef olduğu hükme bağlanmıştır. Ancak, vekil vekalet görevini kötüye kullanmış olsa dahi vekil ile

sözleşme yapan üçüncü kişi Türk Medeni Kanununun 3. maddesi anlamında iyiniyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa vekil ile yapılan sözleşme vekil edeni bağlar ve geçerlidir.

Dosya kapsamına ve bozma ilamından sonra mahkemece toplanan delillere göre vekil ... ile vekalet veren oğlu ... arasında yukarıda açıklanan olaylar nedeniyle anlaşmazlık olduğu ve bu nedenle vekilin vekalet görevini kötüye kullandığı anlaşılmaktadır. Ne var ki; üçüncü kişi davacının vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bildiği, kendisinden beklenen özeni göstermediği ya da durumun özelliği icabı bilmesi gerektiği, vekil ile çıkar ve işbirliği içinde bulunduğu kanıtlanamamıştır.

Taşınmazın vekil ile üçüncü kişi davacının ikamet ettiği yerden çok uzak bir yerleşim yerinde olması, vekil ile vekalet verenin ayrı yerlerde ikamet etmeleri, vekaletname tarihinden sonra uzun yıllar geçmesi ve taşınmazın görülmeden yüksek fiyatla satın alınması gibi vakıalar üçüncü kişi davacının iyiniyetini ortadan kaldıran hukuki nedenler olarak kabul edilemez.

Bozma ilamında açıkça davacının, vekil ile çıkar ve işbirliği içinde olduğu veya kötüniyetli bulunduğu ya da halin icabı bu durumda olan kişi olduğunun kanıtlanamaması halinde, vekil vekalet görevini kötüye kullanmış olsa dahi bu sorun vekil ile vekalet veren arasında nihayet bir iç sorun olarak değerlendirilebileceği gereğine değinilmiştir.

Somut olayda, davacının Türk Medeni Kanununun 3. maddesi anlamında kötüniyetli olduğunun kabulü mümkün olmadığından, vekalet görevinin kötüye kullanılmasının vekil ... ile vekalet veren oğlu Bahadır arasındaki iç sorun olarak değerlendirilip davanın kabulüne karar vermek gerekirken ilk kararda yazılı gerekçelere benzer gerekçeler ile davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 750.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 30.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2010/395, K. 2010/3440, 30 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/395
Karar No
2010/3440
Tarih
30 Mart 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2010/396 K.2010/3743
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2010/397 K.2010/3782
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2010/398 K.2010/3075
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2010/398 K.2010/3635
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2010/398 K.2010/3760
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2010/399 K.2010/2949

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.