KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/9117 E., 2010/10374 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
299 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine 15.03.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, yerel mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalının diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
HUMK’nun 388. maddesinde bir kararın kapsaması gereken hususlar belirtildikten sonra 389. madde ile de, kararda iki tarafa yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür.
Hüküm fıkrası, kararın esası olup kanunda “hüküm” kelimesi yalnız hüküm fıkrası için kullanılmıştır. Bu nedenle mahkemece, hüküm fıkrasında mahkemenin neye karar verdiği açıkça yazılmalıdır. Hüküm fıkrası çok açık ve infazı mümkün olmalıdır.
Mahkemece HUMK’nun 388. ve 389 maddelerine uygun hüküm kurulmamış, hüküm fıkrasında davalıya muristen intikal edecek hissenin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hisse miktarı açıkça belirlenmemiştir. Bu husus infazda tereddüt oluşturacağından yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2010/9117, K. 2010/10374, 12 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama