KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/9347 E., 2010/11089 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
448 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.12.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davacı Hazinenin davalılardan ... yönünden davasından yasa gereği vazgeçmiş sayılmasına, diğer davalı Nurseren Yıldız yönünden davanın kabulüne dair verilen 23.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, çekişmeli taşınmaz evveliyatının yayla olduğu, zilyetlikle kazanılması söz konusu edilemeyeceği iddiası ile tapu iptali ve özel siciline işlenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma kararına uyularak davalılardan ...'ın tapudaki 1/2 payı yönünden Mera Kanununun geçici 3.maddesinde 5685 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik gereğince davacı Hazinenin davasından kanun gereği vazgeçmiş sayılmasına, yasaya uygun biçimde belirlenmiş olan ve depo edilen 2.184,50 TL'nin Hazineye ödenmesine, davalılardan Nurseren Yıldız'ın 1/2 payı yönünden mahkemece bozmadan önce davaya konu taşınmaz olan 128 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile yayla olarak özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş olması müşterek maliklerden Nurseren Yıldız'ın söz konusu kararı temyiz etmemesi ve kesinleşmesi karşısında bu davalı yönünden verilen kararın aynen geçerliliğine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacının sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Mahkeme kararında nelerin yazılacağı HUMK'nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve terüddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural HUMK'nun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir(Hukuk Genel Kurulunun 10.09.1991 tarih 281-415 ve 25.09.1991 tarih 355-440 sayılı Kararları). Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür.
Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece, bu yön gözetilmeden hükmün diğer yönlerinin kesinleşmiş olduğundan bahisle "Bir kısım davalılar yönünden verilen kararın aynen geçerliliğine" şeklinde hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bozulması gerekir ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK'nun 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2010/9347, K. 2010/11089, 22 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama