KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/9571 E., 2010/11677 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
418 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.01.2006 ve 25.02.2008 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.01.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... ve birleşen dosya davalılarından ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Hazine tarafından çekişmeli taşınmazın yayla yeri olduğu iddiasıyla açılmış; mahkemece istek kabul edilerek dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının iptaline, yayla niteliği ile özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş, bu hükmü davalılardan ... temyiz etmiş, hüküm Dairemizin 22.03.2007 tarihli ilamıyla ve ilamda yazılı nedenlerden dolayı bozulmuştur.
Bozmadan sonra Hazine, aynı yer mahkemesinin 2008/247 esasında ölü ... mirasçıları ile ... mirasçıları aleyhine aynı iddialarla dava açmış, bu dava dosyası mevcut dosya ile birleştirilmiştir.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, 384 ada 20 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan ... ile ... mirasçısı ... temyiz etmiştir.
1-Önceki aleyhine hüküm davalılardan ... tarafından temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden, sonraki hükümle aleyhine bir durum yaratılmadığından, davalı ...’ın temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalılardan ... mirasçısı ...’ın temyiz itirazlarına gelince;
Çekişme konusu 384 ada 20 parsel sayılı taşınmaz kadastro işleminden sonra 13.08.1997 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Birleşen dava ise 25.02.2008 tarihinde açılmıştır.
25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3.fıkrasına ekleme yapılmıştır. Anılan hüküm, “bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” şeklindedir.
Diğer taraftan, 5841 Sayılı Kanununun 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Kadastro Kanununa geçici 10. madde eklenmiştir. Bu madde ise “bu kanunun 12. maddesinin 3.fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” kuralını getirmiştir.
Kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile birleştirilen davanın açıldığı 25.02.2008 tarihi arasında, Kadastro Kanununun değişik 12. maddesinde sözü edilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle birleştirilen davanın reddine karar verilmesi gereken, birleştirilen davanın kabulü doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; yayla olduğu saptanan yerin bu niteliğiyle özel siciline yazılması gerekirken, Hazine mülküymüş gibi tapuyla tesciline karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2010/9571, K. 2010/11677, 28 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama