KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/9825 E., 2010/11492 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
254 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine 11.02.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, 19 parsel sayılı taşınmaz yararına 42 sayılı parselin maliki ... davalı gösterilmek suretiyle geçit hakkı kurulması istemiyle açılmıştır.
Davalı, duruşmalara katılmamış savunmada bulunmamıştır.
Yargılama aşamasında 13 sayılı parsel maliki ..., yapılan tebligatla davaya katılmış, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişilerin 29.05.2009 tarihli krokilerinde kırmızı renkle gösterilen (A) harfli yerden davacı taşınmazı lehine geçit hakkı tesis edilmiştir.
Hükmü, davaya dahil edilen ... temyiz etmiştir.
Dava, 42 sayılı parsel maliki taraf gösterilerek açılmıştır. Kısaca, davanın tarafları davacı ile 42 sayılı parselin maliki ... ’dır. Aleyhine hüküm kurulan 13 sayılı parselin maliki ... ise, yapılan keşiften sonra kendisine duruşma günü tebliğ olunarak davaya dahil edilmiştir. Belirtmek gerekir ki usul hukukunda istisnalar dışında davaya dahil edilmek suretiyle davanın taraflarını genişletmeye olanak yoktur. Zira hüküm, davanın tarafları kim ise onlar bakımından hüküm ve sonuçlarını meydana getirir. Kaldı ki, mahkemece yapılan usuli bir işlemle davaya katılanın savunma hakkı ve keşfe katılma imkanı da ortadan kaldırılmış, bu şekilde HUMK’nun 73.maddesine aykırı davranılmıştır.
Yapılan bu saptamalara göre davanın reddi gerekirken, yöntemince taraf teşkili sağlanmış gibi istemin esasının incelenmesi doğru değildir.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2010/9825, K. 2010/11492, 26 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama