KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/1548 E., 2011/3801 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
319 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.01.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 08.10.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, davalı ile sözlü olarak anlaşarak devremülk hakkını devrettiğini, bedelini de ondan aldığını, ancak davalının tapuda işlem yapmaya yanaşmadığını, üzerindeki devremülk hakkının davalı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, bedelini ödediği halde davacının hakkını devretmediğini, kendisinin satıştan vazgeçtiğini, ödediği satış bedelinin tahsili için de davacı hakkında icra takibine giriştiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iyiniyetli olmadığından söz edilerek dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 57.maddesi gereğince devremülk hakkı, mesken olarak kullanmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde istifade hakkı olup, müşterek mülkiyet payına bağlı bir irtifak hakkı olarak kurulabilir. Aynı yasanın 65.maddesi gereğince de, devremülk hakkı sahiplerinin hak ve borçları, yetki ve sorumluluklarının tespiti ve uyuşmazlıkların çözümünde bu kanunda, sözleşmede veya yönetim planında hüküm bulunmayan hallerde Türk Medeni Kanunu ve ilgili diğer kanun hükümleri uygulanır.
Bir irtifak hakkı olmasından dolayı, irtifak hakkının tesisi için tapu kütüğüne tescili zorunludur. İrtifak hakkı sözleşmesinin de Türk Medeni Kanununun 781.maddesi uyarınca resmi şekilde düzenlenmesi gerekir. Aksi takdirde, irtifak hakkının kurulmasına ilişkin sözleşme geçerli sayılmaz.
Somut olaya gelince; davada, resmi bir biçimde yapılmış sözleşmeye dayanılmamış, sözlü olarak yapıldığı ileri sürülen bir sözleşmenin varlığı iddia edilmiştir. Böyle bir sözleşme geçerli olmayacağından, davanın reddi açıklanan sebeple doğrudur. Kararın gerekçesinin bu şekilde değiştirilerek düzeltilmesi ve HUMK’nun 438/son maddesince gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2011/1548, K. 2011/3801, 24 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama