İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /14. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 14. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2011/2613 K.2011/5549

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.06.2008 gününde verilen dilekçe ile hasılat sözleşmesine dayalı tazminat; davalı-davacı ... vd murisi tarafından birleşen davada 18.07.2008 tarihli dilekçi ile sözleşmenin feshi, alacak ve tazminat istenmesi…

Esas2011/2613Karar2011/5549Tarih25 Nisan 2011Okuma5 dk · 986 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/2613 E., 2011/5549 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Nisan 2011
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

986 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.06.2008 gününde verilen dilekçe ile hasılat sözleşmesine dayalı tazminat; davalı-davacı ... vd murisi tarafından birleşen davada 18.07.2008 tarihli dilekçi ile sözleşmenin feshi, alacak ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen dava davacıları vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı, 25.09.1988 başlangıç tarihli kira sözleşmesiyle hasılat kiracısı olduğunu, 25 yıl süreli sözleşmenin 25.09.2013 tarihinde sona ereceğini, ancak davalının tutum ve davranışından kaynaklanan nedenlerle kiralanan taşınmazı 2008 yılı Mayıs ayında terk etmek zorunda kaldığını, sözleşmenin son 5 yılının uygulanamadığını, bu şekilde 5 yıllık süre için ortaklık payı kazancı elde edemediğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 20.000,00 TL gelir kaybı zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davacı ıslah yoluyla, sözleşmenin uygulanmayan döneminin 6 yıl olduğunu, hasılat kaybı alacağının 6 yıllık dönem için hesaplanmasını, fazlaya ilişkin saklı tuttuğu hak sebebiyle de bilirkişinin fark olarak bulduğu 39.766,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, davacının sözleşmeye aykırı davrandığını, davanın reddini savunmuştur.

Birleştirilen davada ise, davacı/davalının son 5 yıllık hasılat kira alacağını ödemediğini, sözleşmenin 4.maddesine aykırı davranarak işletmeye gereği gibi bakmadığını, bakım görevinin ihmali nedeniyle uğranılan zarar 13.725,00 TL ile son 5 yılın ödenmeyen hasılat payı alacağı 41.390,00 TL’nin ihtarname tarihinden faizi ile birlikte tahsilini, sözleşmenin de akte aykırılık sebebiyle feshine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, asıl davanın kabulüne, ıslah edilen miktar gözetilerek 20.000,00 TL alacağın dava tarihinden, 19.766,00 TL alacağın ise ıslah tarihinden geçerli faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüyle 2003-2007 yıllarına ait son 5 yıllık hasılat payı karşılığı olarak bilirkişilerin bulduğu 23.015,00 TL alacağın ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 25.03.2008 tarihinden geçerli, bakım görevinin ihmali nedeniyle de 10.485,00 TL’nin yine ihtarnamenin tebliğ edildiği 25.03.2008 tarihinden geçerli faiziyle birlikte davalı/davacıdan alınarak davacı/davalıya verilmesine, sözleşmenin de feshine karar verilmiştir.

Hükmü, taraflar temyiz etmiştir.

Taraflar arasında imza ve içeriğinde çekişme çıkartılmayan 25.09.1988 başlangıç tarihli ve 25 yıl süreli sözleşme hasılat kira sözleşmesidir. Borçlar Kanununun 270.maddesinde yapılan tanıma göre “hasılat kirası bir akittir ki onunla kiralayan, kiracıya ücret mukabilinde hasılat veren bir malın veya hakkın kullanılmasını ve semerelerinin iktitafını terk etmeyi iltizam eder. Kira, ya nakit yahut devşirilecek semere veya hasılattan bir hissesi olabilir; ikinci surete iştirakli kira denir. İştirakli kirada, kiralayanın semereleri üzerindeki hakkı noktasında mahalli adete riayet olunur.” Bu tanımlama gereğince, 25.09.1988 tarihli sözleşmenin hasılat kirasının bir türü olan iştirakli kiraya ilişkin olduğu açıktır.

Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, 25.09.1988 başlangıç tarihli ve 25 yıl süreli kira sözleşmesinin, sözleşmenin bitim tarihine kadar uygulanmadığı, kiracının, kiralananı 2008 yılı Mayıs ayında terk ettiği anlaşılmaktadır. Davacı, kiralananın terkine neden olarak kiracının zorlamasını öne sürmüştür. Davalı ve birleşen davanın davacısı ise, kiracının sözleşmenin 4.maddesine aykırı davrandığını, gereği gibi bakım yapmadığından kiralananı terk ettiğini belirtmektedir.

Asıl davadaki istemin dayanağı, sözleşmenin ifa edilmeyen son 6 yıllık dönemi sebebiyle, sözleşmenin 5.maddesi ile kararlaştırılan pay dağıtımından elde edilecek kazanç kaybı yoksunluğu zararıdır. Birleşen davada ise, ödenmeyen hasılat kira alacağı ile sözleşmenin 4.maddesi uyarınca kiracıya ait olan bakım ve sulama işlerindeki ihmal nedeniyle uğranılan zararın tahsili istenmiştir.

Belirtilmelidir ki, zarar; bir kimsenin mal varlığında, iradesi dışında meydana gelen eksilmedir. Buna maddi zarar da denilir. Zarar, çeşitli ayrımlara tabi tutulmaktadır. Bu ayrımlardan biri de, menfi zarar – müspet zarar ayrımıdır. Müspet zarar, o sözleşme nedeniyle mal varlığına girmesi gereken bir miktar paranın girmemiş olması nedeniyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği müspet (olumlu) zarar, daima ileriye dönük olup bir beklenti kaybıdır.

Kar kaybı ise, kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde de akti kusuruyla fesh eden taraftan istenir. Aslında, kar kaybı açısından bunu talep edenin mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik olmaz. Fakat, kar kaybı isteyen taraf kusurlu fesih yüzünden mal varlığındaki ilerde meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalmıştır.

Bu açıklamalara göre bir tanımlama yapmak gerekirse “kar kaybı”, bir tarafın edimini tam olarak ifa etmemesi halinde, karşı tarafın mal varlığının olması gereken durum ile eylemli durum arasındaki maddi değer kaybıdır. Bu niteliği gereği de kar kaybı, farazi bir hesaplamaya dayanır. Mamelekin, istikbaldeki çoğalması ihtimali burada nazara alınır; fesih hadisesi bu çoğalmaya engel olmuştur.

Kar kaybı hesabı bir varsayımla yapıldığından, hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın kesinlik gösteremez.

Asıl davada talep edilen kar kaybı zararının hesaplanmasında, burada da Borçlar Kanununun 325.maddesinin kıyas yöntemiyle uygulanması gerekmektedir. Buna göre, davacının sözleşmenin ifa edilmediği son 5-6 yıllık döneminden elde edeceği hasılat kaybı bulunurken, öncelikle hasılatın bu dönem içinde ne olacağı hesaplanmalı, bundan hasılat elde edilmesi için yapılacak her türlü giderler (bahçenin bellenilmesi,

bunun için işçilere verilmesi olası yevmiyeler, zirai ilaçlama giderleri, gübre masrafları gibi) bulunarak düşülmeli, bunlardan da davacı kiracının boş kalacağı dönem içerisinde başka işten sağladığı veya sağlamaktan kasten kaçındığı değerler ne olacaksa düşülmeli, böylelikle davacı kiracının sözleşme çerçevesinde ve ancak sözleşmeye uygun hasılat kira payından alacağı bulunmalı ve ona hükmolunmalıdır.

Kuşkusuz, birleştirilen davada da aynı yöntem uygulanmalı, kiralayanın talep edebileceği hasılat kira bedeli de bu şekilde bulunmalıdır.

Öte yandan, birleştirilen dava kalemleri arasında bulunan bakım ve sulama görevinin ihmali nedeniyle uğranılan zarar hesaplanırken, bu zararın gerekçeleri ve miktarının ne olacağı da Yargıtay denetimine açık bir şekilde gösterilmelidir.

Somut olayda; mahkemece birden fazla bilirkişi görüşüne başvurulmuş ise de farklı farklı sonuçlara ulaşılmış, bilirkişiler farklı sonuçlarının gerekçesini raporlarında göstermemiştir. Üstelik mevcut raporlar, yukarıda ayrıntıları yazılan yönteme dayanmamaktadır.

Mahkemece yapılması gereken iş, HUMK’nun 284.maddesi uyarınca hakikatin daha ziyade ortaya çıkarılmasını teminen gerek duyulursa keşif yoluyla, yeniden inceleme yapılarak bilirkişilerden yukarıdaki usule uygun ayrıntılı ve gerekçeli rapor almak, asıl ve birleşen davadaki istek kalemlerini bunun sonucuna uygun hükme bağlamak olmalıdır.

Mahkemece bu olgu gözden kaçırılarak ıslah edilen miktar 19.766,00 TL imiş gibi asıl davanın hükme bağlanması da doğru olmamıştır.

Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.

Kabule göre de; asıl davada davacı tarafından fazla haklar saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL’nin tahsili istenmiş, ıslah yoluyla bu miktar 39.766,00 TL daha arttırılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 25.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2011/2613, K. 2011/5549, 25 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/2613
Karar No
2011/5549
Tarih
25 Nisan 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2011/2613 K.2011/6204
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2011/2613 K.2011/6410
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2011/2613 K.2011/7509
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2011/2614 K.2011/5422
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2011/2614 K.2011/4592
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2011/2614 K.2011/5276

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.