KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/5404 E., 2011/6610 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.06.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgisi düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 152 Ada, 7 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında “1942 doğumlu ... oğlu ...” şeklinde yazılı kimlik bilgilerinin “01/01/1950 doğumlu ... oğlu ...” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Eldeki davada, davacının doğum tarihi düzeltilmesine yönelik isteminin reddine dair verilen kararda bir yanlışlık bulunmamaktadır. Ne var ki, baba adı düzeltilmesine yönelik istem yönünden, mahkemece nüfus müdürlüğünden yapılması istenilen araştırmada tapu kayıt maliki “... oğlu ...” yerine “...” isimli bir kişi bulunup bulunmadığı araştırılması, zabıta aracılığı ile yapılan araştırma sonucu verilen yetersiz bilgiye dayalı ve tanık dinlenilmeksizin verilen karar doğru olmamıştır.
Mahkemece, nüfus müdürlüğünden tapu kayıt maliki “... oğlu ...” isimli bir kişinin olup olmadığı sorulmalıdır. Zabıtadan taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığının ve taşınmazı kim tarafından kullandığının araştırılması istenilmelidir. Davacıya tanıklarını bildirmesi için süre verilmeli, tanık bildirildiği takdirde tanıkları duruşmaya çağrılarak dinlenilmelidir. Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus
bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulüne karar verilmelidir.
Yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra neticesine göre bir karar vermek gerektiği halde mülkiyet nakli oluşturacak şekilde tesis edilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2011/5404, K. 2011/6610, 23 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama