KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/8281 E., 2011/9434 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Davalılar
- ... VD.
Karar Metni
309 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.09.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın 5841 sayılı Yasayla değişik 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi gereğince hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen 17.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma isteğine ilişkindir.
Davalı ve dahili davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 5841 sayılı Yasayla değişik 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3. fıkrasındaki on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmazların kadastro tutanağı 20.07.1998 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 09.09.2004 tarihinde açıldığı, dava tarihinde 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmemiştir. Bu nedenle hak düşürücü süre yönünden davanın reddedilmesi doğru değildir.
Kaldı ki, 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3.fıkrasına eklenen “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” cümlesinde yer alan "...iddia ve taşınmazın
./..
2011/8281 - 9434 - 2 -
niteliğine" ibaresi ve 3. madde ile 3402 sayılı Kanuna eklenen “Geçici 10. madde” Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 günlü ve E.2009/31, K. 2011/77 sayılı kararı ile iptal edildiğinden Belediye’nin mera iddiasıyla açtığı iptal ve sınırlandırma davaları on yıllık hak düşürücü sürenin dışında bırakılmıştır. Hal böyle olunca, Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen iptal kararı göz önüne alınarak, bozma ilamı gereği yerine getirilerek çekişmenin esasının incelenmesi gerekirken, davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2011/8281, K. 2011/9434, 18 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama