KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2011/8910 E., 2011/11771 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
281 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.07.2008 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemleriyle açılmıştır.
Davalılar, akti ilişkinin varlığını kabul etmemiştir.
Mahkemece, davacının teklif ettiği yeminle taraflar arasında akti ilişkinin bulunduğu kanıtlandığından bahisle dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Eser sözleşmesinden kaynaklanan çekişmelerde bu ilişkinin varlığını, eserin meydana getirilerek iş sahibine teslim edildiğini ispat yükü kural olarak bunu iddia eden yükleniciye düşer. Taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesi bulunmadığı çekişmeli değildir. Her ne kadar davacı akti ilişkinin varlığını kanıtlamak için yemin deliline dayanmış ise de, davalı şirketin temsilcileri teklif edilen yemini eda etmişler, ilişki yemin delili ile de kanıtlanamamıştır.
Ne var ki tüm dosya kapsamından, davalılardan ... Ltd.Şti.’ne ait araçların davacı tarafından giydirildiği, bu araçlara diğer davalı ... A.Ş.’nin logolarının işlendiği anlaşılmaktadır. Kısaca, taraflar arasında yöntemince kanıtlanmış bir eser ilişkisi yoksa da, Borçlar Kanununun 410 vd maddelerinde
düzenlenen vekaleti olmadan başkası hesabına tasarruf nedeniyle iş sahibi menfaati için yapılmış bir iş bulunmaktadır. O yüzden bedelin, işin yapıldığı yılın rayiçlerine uygun şekilde bilirkişi tarafından hesaplanması, bilirkişinin bulacağı iş bedeli ne ise bunun hüküm altına alınması, icra inkar tazminatının da bu işlemin sonucuna göre değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece, nitelendirmede yanılgıya düşülerek istemin yazılı olduğu şekilde hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2011/8910, K. 2011/11771, 10 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama