KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2012/4887 E., 2012/6284 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Mayıs 2012
Karar Metni
313 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.08.2010 gününde verilen dilekçe ile irtifak hakkına konu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.01.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 526 parsel sayılı taşınmazdaki binanın taşınmaz üzerindeki irtifak hakkına taşkın ve Elektrik Kuvvetli Akım Yönetmeliğinin 44. maddesine aykırı inşaa edildiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve kal isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, irtifak hakkına elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Dava konusu 526 parsel üzerinde davacı kurum yararına irtifak hakkı mevcuttur. Taşınmaz üzerindeki binanın irtifak hakkına taşkın olması nedeniyle elatmanın önlenmesi ve kal istenmektedir.
Taşınmaz paylı mülkiyet rejimine tabi olup davacıdan başka paydaşlar da bulunmaktadır. Bilindiği gibi Türk Medeni Kanununun 684. maddesi uyarınca bir şeye malik olan kimse o şeyin bütünleyici parçalarına da maliktir. Yine Türk Medeni Kanununun 718. maddesinde mülkiyet hakkının kapsamı belirtilirken yapıların da mülkiyet kapsamında olduğundan açıkça söz edilmiştir. Dava konusu taşınmaz paylı mülkiyet rejimine tabi olduğunda tüm paydaşlar arasında payları karşılığı intifalarına bırakılan kesimleri belirleyen kullanmaya ilişkin geçerliliği tartışılmayacak bağlayıcı bir anlaşmanın varlığı ileri
sürülmediğinde arzın mütemmim cüzü olan yapıda paydaşların taşınmazdaki payları oranında mülkiyet hakkının bulunduğunun kabulü zorunludur.
Somut olayda; paylı mülkiyet rejimi söz konusu olduğundan kal'ine karar verilen taşınmazın ayrılmaz parçası niteliğindeki binanın paydaşlar tarafından taşınmazın kullanım şeklini belirleyen ve binanın davacının kullanımına bırakılan alanda kaldığını gösteren bir anlaşmanın varlığı ileri sürülmediğine göre diğer paydaşların da davada usulünce yer almaları sağlanmadan kal kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2012/4887, K. 2012/6284, 3 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama