KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2012/8325 E., 2012/10298 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
291 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.02.2011 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki ve menfi tespit istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.05.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, muvazaalı şekilde kurulduğu ileri sürülen ipoteğin terkini istemine ilişkindir.
Davalı, kesin hüküm bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükme karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde hukuk yargılama sistemimizde yer almaktadır.
Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılamaması amacını güden maddi anlamda kesin hüküm, 6100 sayılı HMK’nun 303. maddesinde düzenlenmiş olup madde metninde “ Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir” hükmüne yer verilmiştir.
Davalının 31.5.2011 tarihli dilekçesi ile sunduğu delil listesinin 3. sırasında yer alan Denizli Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 2008/168 Esas, 2010/149 Karar sayılı dosyasında, davacının aynı taşınmazda davalı ... lehine tesis edilen ipoteğin muvazaalı olduğundan bahisle fekkini istediği, davanın reddedildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK’nun 303. maddesinde düzenlen kesin hüküm olgusunun davalı lehine gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2012/8325, K. 2012/10298, 17 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama