İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /14. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 14. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2012/8617 K.2012/10923

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 04.11.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.12.2011 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı…

Esas2012/8617Karar2012/10923Tarih25 Eylül 2012Okuma4 dk · 807 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2012/8617 E., 2012/10923 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Eylül 2012
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

807 kelime·4 dk okuma·1 bölüm

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 04.11.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.12.2011 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 08.05.2012 günü mürafaa icrasından sonra dosyada görülen eksiklik nedeniyle evrak mahalline iade edilmiştir. Anılan eksikliğin giderilmesinden sonra dosya tekrar Dairemize gönderilmiş olmakla içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_

Davacılar, 1347 ada 91 parsel numaralı taşınmazın tapu kaydında 2. kat 7 nolu bağımsız bölüm dairenin murisleri ... ..., 3. kat 12 nolu bağımsız bölüm dairenin de davalı adına tapuda kayıtlı olduğunu, murislerinin dava dışı yükleniciden 28.08.1998 tarihli adi yazılı sözleşme ile taşınmazda 3. kat 7 nolu daireyi satın almasına rağmen inşaatın projesinde yapılan değişiklik sonucu 7 nolu dairenin numarasının 12 olarak değiştirilip davalı adına yolsuz tescil yapıldığını belirterek, 7 ve 12 nolu dairelerin ayrı ayrı tapu kayıtlarının iptali ile taraflar adına tescilini istemişlerdir.

Davalı, davacıların 818 sayılı BK’nın 28. maddesi gereği hata nedenine dayandıklarını, BK’nın 31. maddesi uyarınca da 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davalı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 28.06.2011 tarihli bozma ilamı ile özetle, “….temyiz edilen gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olduğundan…” hüküm bozulmuştur.

Bozma sonrası mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava konusu 2. kat 7 nolu daire tapuda satış suretiyle 21.10.2005 tarih ve 8363 yevmiye numaralı resmi senet ile davacılar murisi ... ... adına tescil edilmiştir. Resmi senette satıcı, arsa sahipleri adına vekaleten yüklenici şirket temsilcisi ... ..., alıcı da bizzat davacılar murisi ... ...’dur. Bu nedenle davada dayanılan çekişme konusu taşınmazın sicil kaydının oluşumunun TMK'nun 1025. maddesinde öngörülen yolsuz tescile dayalı olduğu söylenemez.

Ne var ki; 6100 sayılı HMK'nun 33. maddesi gereğince "Hakim, Türk Hukukunu resen uygular" hükmü gereği, olaya uygulanacak Yasa kurallarını bulup uygulamak taraflara değil ... ait bir görevdir. Başka bir deyişle, hakim bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakalar ve netice-i taleplerle bağlı olup, dayanılan Kanun hükümleriyle ve onların vasıflandırmalarıyla bağlı olmayıp, Kanun’ları re’sen tatbik ederek iddia ve müdafaadaki netice-i taleplerini karara bağlamakla yükümlüdür.

Hemen belirtilmelidir ki; sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı yanılmaya (hataya) düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. Borçlar Kanununda esaslı yanılmanın tanımı yapılmamış, 6098 sayılı Borçlar Kanununun 31. maddesinde de sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir.

Kısaca iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan yanılmanın esaslı kabul edilebilmesi için, uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi, girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf yönünden (subjektif unsur), hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından, yanılmaya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur.

Bu koşulların varlığı halinde yanılmaya düşen taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. ... ki yanılmanın ileri sürülmesi BK.nun 25. (6098 sayılı Yasanın 34.) maddesi ve TMK’nun 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olmasın. Ayrıca, sözleşme yapılırken yanılan tarafın kusurlu bulunması sözleşmenin iptaline engel değildir. Ne var ki, BK’nun 26. (6098 sayılı Yasanın 35.) maddesinde öngörüldüğü gibi yanılmayı bilmeyen veya bilecek durumda bulunmayan ve kusursuz olan karşı tarafın menfi, gerektiğinde müspet zararının ödenmesi gerekir.

Öte yandan, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir.

İrade bozukluğunun giderilmesi, 6098 sayılı BK’nun 39. maddesi uyarınca (eski 818 sayılı BK’nun 31. maddesi) yanılmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir. Ayrıca yanılmanın varlığı her türlü delille ispat edilebilir. Anılan yasal düzenlemede öngörülen bu süre zamanaşımı süresi olmayıp, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hakim tarafından davanın hitamına kadar re’sen gözetilmesi gerekeceği kuşkusuzdur.

Yanılma (hata) ile ilgili bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde;

1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

2-Mahkemece, kat mülkiyetine göre tapuya yapılan tescil işleminde tarafların herhangi bir müdahalesinin bulunmadığı, bu nedenle hata işleminden söz edilemeyeceği gerekçesi ile yanılma nedenine dayalı davada 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğine ilişkin davalı savunmasının nazara alınmaması doğru görülmemiştir.

Hal böyle olunca; belirlenen olgular, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği hususunda davalı tarafın bildireceği tüm deliller de toplanarak, varılacak sonuca göre 6098 sayılı BK’nun 39. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin geçmediği anlaşıldığı takdirde şimdiki gibi davanın kabulüne, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 25.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2012/8617, K. 2012/10923, 25 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/8617
Karar No
2012/10923
Tarih
25 Eylül 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2012/8617 K.2012/27163
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2012/8618 K.2012/10149
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2012/8618 K.2012/9906
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2012/8618 K.2012/7120
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2012/8618 K.2012/11897
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2012/8618 K.2012/27164

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.