KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2012/9270 E., 2012/10498 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 04.07.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, murisinin dava konusu 7660 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında “... oğlu İran T. ... ..."” yazılan adının “... oğlu ... ... Veziri ” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyize etmiştir.
Tapu maliklerinin mirasçılarının başvurması hallerinde tapu idareleri genellikle kendiliklerinden düzeltme işlemlerini yapmamakta, bu konuda mahkemelerden düzeltme veya tespit kararları istemektedir. Bunun üzerine mahkemelerde düzeltme davaları açılmaktadır. Uygulamada mahkemelerce uzun yıllardır açılan bu tür davalara bakılmakta ve temyiz incelemesinden de geçen gerek düzeltme gerekse tespit kararları Tapu Sicil Müdürlüklerine götürülerek intikal ve satış işlemleri yapılabilmektedir. Davacıların bu tür davaları açmakta hukuki yararları mevcuttur.
Şöyle ki;
Tapu Sicil Tüzüğünün 87. maddesinde kadastro çalışmaları sırasında meydana gelen yazım hatalarıyla ad, soyadı ve baba adındaki yanlışlık veya eksikliklerin ilgilisinin başvurusu üzerine dayanak kayıt ve belgeler incelenerek, talebin gerçek hak sahibinden geldiğine kanaat getirilmesi şartıyla düzeltilebileceği belirtilmektedir. Buradaki düzeltme işlemi, tapu memurlarının insiyatifine bırakılabilecek sadece yazım hatalarıyla ilgili konulara ilişkin olup mülkiyet ihtilafının hallinin, dolayısıyla yargılamanın gerekmediği hallere ilişkindir.
Muris nüfusa kayıtlı ise ve sağlığında soyadı almış ise zaten murisin tapu kaydındaki kimlik bilgileri nüfus kaydına göre düzeltilmektedir. Ancak murisin nüfus kaydı yoksa veya muris soyadı almadan ölmüş ise veya Türk soylu yabancı ülke vatandaşı ise ne yapılacaktır?
Burada sorun, sadece tapuda her hangi bir nedenle yanlış yazılan nüfus bilgilerinin nüfus kaydına uygun hale getirilmesi değil, tapu kayıtları ile mülkiyet hakkına sahip oldukları halde tapu kayıtlarında düzeltme veya intikal yaptıramadıklarından bu ... kullanamayan şahısların Anayasal mülkiyet haklarını kullanabilmelerinin sağlanmasıdır. Önce tapu idaresine başvurduğu halde düzeltme işlemlerini yaptıramayan mirasçılar tapu kayıtları ile mülkiyet hakkına sahip oldukları halde tapu kayıtlarında düzeltme veya intikal yaptıramadıklarından Anayasal mülkiyet haklarını kullanamayacak, başvurabilecekleri başka bir çözüm yolu da kalmamış olacaktır.
O halde idari yoldan tapu kayıtlarında düzeltme veya intikal yaptırılamadığından zorunlu olarak açılan bu tür davalarda düzeltme kararı verilemeyen hallerde tespit kararı verilmesi gerekli ve zorunludur.
Sonuç olarak;
Soyadı Kanununun yürürlüğe girmesinden önce ölmüş olup soyismi almayan veya herhangi bir nedenle nüfus kaydı bulunmayan kişilerin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi mümkün değil ise de; bu gibi durumlarda tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde “çoğun içerisinde az da vardır” kuralı gereğince bu yönde bir “tespit kararı” verilebileceği nazara alındığında, kimlik bilgilerine soyadı eklenmesi biçiminde değil, “tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesi” şeklinde bir hüküm kurulması gerekir.
Somut olayda; tapuda malik görünen ...'nin yapılan tüm araştırmalara rağmen nüfus kaydı bulunamamıştır. ...'nin nüfus siciline kaydının yaptırılamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda “tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesi” şeklinde bir hüküm kurulması gerekirken tapu kaydının düzeltilmesine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2012/9270, K. 2012/10498, 19 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama