KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2012/948 E., 2012/1725 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2012
Karar Metni
285 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.04.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.09.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı lehine davalılar aleyhine bilirkişinin 11.06.2009 tarihli krokisinde 2.alternatif güzergah üzerinden geçit hakkı tesis edilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulur. Burada ihtiyaç sahibi taşınmazın malikleri değil, genel yolla bağlantısı olmayan taşınmazlardır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken ve bilirkişinin objektif kıstaslara göre hesapladığı bedelin geçit ihtiyacı içerisinde olan taşınmaz maliki tarafından aleyhine geçit kurulacak taşınmaz maliklerine ödenmek üzere hükümden önce depo ettirilmesi ve hükmün bundan sonra kurulması gerekir.
Mahkemece, yukarıda ortaya konan ilkeler gözardı edilerek ve hükmün infazında tereddüt doğuracak şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2012/948, K. 2012/1725, 13 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama