KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2014/16832 E., 2015/4085 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
328 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.08.2012 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.09.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahil vekili tarafından istenilmekle dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili,... sayılı parsel ile üzerindeki fabrika ve eklentisi idari bina vasıflı taşınmazın davacının vermiş olduğu para ile satın alındığını, davacının davalı ...'nin temsilcisi ile aralarındaki dostluğa güvendiğinden adi ortaklık sözleşmesi gereğince taşınmazın davalı adına tescil edildiğini ancak 03.04.2012 tarihinde davalılardan ...'ye satılmak suretiyle devredildiğini belirterek dava konusu taşınazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili ile davalı ... vekili, açılan davayı kabul ettiklerini belirtmişlerdir.
... vekili, davaya müdahale talebinde bulunmuş, davanın taraflarının kendi aralarında danışıklı olarak düzenledikleri adi yazılı sözleşmeye istinaden salt müvekkilinin alacağının tahsilini geciktirmek ve satışı durdurmak için işbirliği içinde hareket ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, müdahil vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu ... parsel sayılı taşınmazın satış suretiyle önce 03.04.2012 tarihinde ... adına, daha sonra 14.05.2014 tarihinde de cebri satış nedeniyle ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 705/2. maddesi gereğince; "Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır."
Somut olayda; dava açılmasından sonra dava konusu taşınmazın mülkiyeti üçüncü bir kişiye devredilmiş olduğundan mahkemece, davacıya 6100 sayılı HMK'nın 125. maddesi uyarınca seçimlik hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan davanın esastan sonuçlandırılması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2014/16832, K. 2015/4085, 14 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama