KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2015/1385 E., 2016/9315 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
435 kelime·2 dk okuma
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.03.2014 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.09.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KARAR
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacıya ait 36 parsel sayılı taşınmaz yararına davalılara ait 514 ve 468 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hüküm, bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Geçit hakkı tesisine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemeyen dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Somut olaya gelince; mahkemece davalıların yokluğunda yapılan keşifte geçit hakkı tesisi için uygun güzergahların davalılara ait taşınmazlar olduğu belirlenip tapu malikleri davaya dahil edilmiştir. Ne var ki, bir kısım davalılar vekilinin yeniden keşif yapılmasına dair talebi olduğu halde, keşfin davalıların yokluğunda yapıldığı dikkate alınmadan talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece davalılara ait taşınmazlar üzerinden geçit tesisi için davalıların da katıldığı yeniden keşif yapılarak bedel belirlenmesi, tarafların tüm delillerinin toplanması sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olduğundan hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/1385, K. 2016/9315, 14 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama