KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2015/15149 E., 2017/5607 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2017
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
431 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.04.2014 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 10.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ... ve ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, İİK’nın 121. maddesi uyarınca alınan yetki belgesine dayalı olarak açılan ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir. Davalı, ... vekili dava konusu taşınmazdaki payların müstakil olarak satışının mümkün olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 461 parsel sayılı taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine; 452, 1428, 1429, 1430 ve 1432 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, Davalı ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
5578 sayılı Kanunla değiştirilen 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8. maddesi gereğince bölünemez büyüklükteki tarım arazilerinin mirasa konu olmaları ve üzerlerinde her ne sebeple gerçekleşmiş olursa olsun birlikte mülkiyetin mevcut olması durumunda bu arazilerin ifraz edilemeyeceği, payların 3. şahıslara satılamayacağı, devredilemeyeceği hükmü mevcutken, 5403 sayılı Kanunun 8. maddesinde 30.04.2014 tarihli ve 6537 sayılı Kanunun 4. maddesi ile yapılan ve 15.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle "Tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez.
Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedi artırılamaz...." şeklinde düzenleme yapıldığından artık asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin altındaki arazilerde de payın üçüncü şahıslara satışı ve devri mümkün hale gelmiştir.
Bu durum kanun değişikliğinden kaynaklandığından usuli kazanılmış hak da oluşturmaz.
Somut olaya gelince;
1- Dava konusu 452, 1428, 1429, 1430 ve 1432 parsel sayılı taşınmazlar yönünden Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler, yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Dosya içerisindeki tapu kayıtlarına göre borçlu ... dava konusu 461 parsel sayılı taşınmazda paylı malik durumundadır. Yukarıda bahsedilen yasal değişiklikle alacaklı (davacı) tarafından borçluların haczedilen payının doğrudan icra yolu ile satışı mümkün hale geldiğinden alacaklının (davacı) İcra ve İflas Kanununun 121. maddesi gereğince yetki alarak dava konusu taşınmaz yönünden ortaklığın giderilmesi davası açmasında hukuki yararı kalmamıştır.
Mahkemece, 461 parsel sayılı taşınmaz yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/15149, K. 2017/5607, 4 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama