KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2015/16161 E., 2017/6574 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
399 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.01.2013 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 09.07.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, 4981 ada 3 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, diğer hissedar ...'ın ise payını ...ye sattığını, davalı adına olan payının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı, fiili taksim iddiasında bulunmuş ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut olayda; mahkemece her ne kadar fiili taksimden söz edilerek davanın reddine karar verilmişsede, davacı ...'ın dava konusu taşınmazda kullandığı bir yer olup olmadığı açıklığa kavuşturulmamıştır. Davacının taşınmazda kullandığı yer olduğu, buraya inşaat çukuru açtığı bildirildiğinden, fiili taksime ilişkin bu olgunun tanıklardan yeniden sorularak, kroki üzerinde fen bilirkişileri tarafından davacı ve davalının kullandıkları yerler varsa açıkca işaretlenerek, denetime elverişli bir rapor oluşturulması gerekir.
Mahkemece, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/16161, K. 2017/6574, 18 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama