KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2015/1623 E., 2015/3838 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2015
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
242 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, 10.01.2013 gününde verilen dilekçe ile miras şirketine temsilci atanması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.07.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, ... İlçesi nüfusuna kayıtlı ...'nün vefat ettiğini, geriye kalan yasal mirasçılarının yasal süre içerisinde mirası reddettiklerini, murisin terekesinin iştirak halinde bulunduğunu belirterek muris ...'nün terekesini temsil etmek üzere temsilci atanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, murisin anne ve babasının sağ olduğu ve mirası reddettiklerine ilişkin herhangi bir belge ve bilgi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dosya içeresindeki ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 06.08.2008 tarihli 2008/209 Esas, 2008/267 Karar sayılı kesinleşmiş kararına göre murisin annesi ... ile babası ...'nün süresinde mirası reddettikleri anlaşılmıştır.
Murisin 23.03.2008 tarihinde vefat ettiği, en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından mirasının reddedildiği anlaşılmakla miras kanun gereği kendiliğinden tasfiyeye tabi hale geldiği (TMK m. 612) için murisin alacaklısının terekeye temsilci atanmasını, dolayısıyla mirasın tasfiyeyini istemesi teknik olarak bir dava olmayıp hakimin harekete geçmesini sağlayan ihbar niteliğindedir ve böyle bir talep süreye de tabi değildir.
O halde terekenin iflas hükümlerine (İİK m. 180) göre tasfiyesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması geremiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/1623, K. 2015/3838, 9 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama