KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2015/18335 E., 2017/4318 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
438 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.06.2012 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.11.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, yüklenici olan davalının harici olarak düzenlenen sözleşme gereğince davacıya bağımsız bölüm satışı sonucunda tapuda devrin gerçekleşmemesi nedeniyle davacı tarafından ödenen bedelin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekili, müvekkilinin inşaatı zamanında bitirdiğini ancak davacının satış bedelinin tamamını ödememesi sebebiyle tapu devrinin gerçekleştirilemediğini, müvekkilinin de davacıdan alacaklı olduğunu ve bu miktarın takipteki asıl alacak miktarından mahsup edilmesi gerektiğini, bu nedenle icra takibine karşı kısmı itirazda bulunduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ....İcra Müdürlüğünün 2012/4248 Esas sayılı takip dosyasında asıl alacak miktarının 4.199,45 TL'lik kısmı yönünden davalının itirazının iptali ile takibin bu miktar yönünden devamına karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır.
Konut satış sözleşmeleriyle devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri de kanun kapsamına alınmıştır. Söz konusu taşınmazın da bir konut satış sözleşmesiyle satın alındığı belirtilerek bu dava açılmıştır.
Anılan kanunun 3. maddesinin (k) bendindeki tanıma göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
(l) bendindeki tanıma göre de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 73. maddesinin (1) bendi gereğince de bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir.
Somut olayda da davacı tüketici, davalı yüklenicinin temlikine dayalı olarak ödediği bedelin tahsili amacıyla davalı aleyhinde başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ettiğinden o yerde ayrı bir tüketici mahkemesi varsa çekişmenin tüketici mahkemesinde görülmesi, aksi halde davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması yasadan kaynaklanan bir zorunluluktur. Mahkemece kamu düzeninden olan görev hususu re’sen gözetilerek yukarıda yazılı olduğu şekilde işlem yapılması gerekirken çekişmenin esasının incelenip hükme bağlanması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/18335, K. 2017/4318, 25 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama