KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2015/18664 E., 2017/7494 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.09.2008 ve birleştirilen davanın davacısı tarafından 09.10.2008 gününde verilen dilekçeler ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl ve birleştirilen davaların reddine dair verilen 25.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili 18/09/2008 tarihli dilekçesi ile davacının 120 ada 11 parselde paylı malik olduğunu, davalı ...'nin dava konusu taşınmazdaki ... payını satın aldığını ve adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Davacı ... vekili 09.10.2008 tarihli dilekçesi ile aynı parsel ile ilgili önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil davası açmış, mahkemece 19.03.2009 tarihinde birleştirme kararı verilmiştir.
Mahkemece, daha önce "davacı ... bakımından davanın reddine, birleştirilen dosya davacısı ... yönünden ise davanın feragat nedeniyle reddine" dair verilen kararın temyizi üzerine Dairemiz 15.09.2014 günlü 2014/5888 - 9876 Esas ve Karar sayılı ilamı ile ".... mahkemece, 24.05.2012 tarihli oturumda, davacı tarafa 02.04.2012 tarihli oturumda 1 nolu ara karar gereğince belirtilen miktarı derhal depo etmesi için 2 haftalık kesin süre verilmesine şeklinde ara karar oluşturulmuş ise de bu süre içerisinde yatırılması istenilen önalım bedeli yatırılmadığı taktirde ne gibi hukuki sonuçlar doğuracağı açıklanmamış, usulüne uygun ihtarat yapılmamıştır.
Bu durumda davacı tarafa yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda önalım bedelini depo etmek üzere usulüne uygun şekilde makul bir kesin süre verilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece usul hükümlerine aykırı şekilde oluşturulan kesin mehile ilişkin ara kararının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiştir..." şeklindeki gerekçeyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacı ...'un davasının reddine, birleştirilen dava yönünden ise feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmişlerdir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, davalı lehine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesi şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Ancak, anılan bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nın 438/7. maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/18664, K. 2017/7494, 11 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama