KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2015/4052 E., 2016/4343 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2016
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
285 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.11.2008 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 04.02.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, .... ..... Mahallesi ..... pafta ..... Ada 15 parsel sayılı taşınmazın aynen taksimini, mümkün olmadığı takdirde satış suretiyle ortaklığın giderilmesini talep etmiştir.
Davalı, taşınmaz üzerindeki gecekondunun kendisi tarafından yapıldığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın satılarak ortaklığının giderilmesine taşınmazın arsa bedelinin tapudaki hisse nispetinde taraflar arasında pay edilmesine, taşınmaz üzerindeki yapı bedeninin ise davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK'nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Somut olaya gelince; Davacı tarafından sadece ...'e husumet yöneltilerek dava açılmış olup dosya içerisindeki tapu kaydına göre, dava konusu taşınmazda 1/8 paylı malik olan ........ ile 3/16 paylı malik olan ........'in davada davalı olarak yer almadıkları anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece öncelikle davada taraf olmayan paylı maliklere de husumet yöneltilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esasının incelenmesi gerekirken belirtilen husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/4052, K. 2016/4343, 11 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama