KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2015/5901 E., 2017/8490 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2017
Karar Metni
313 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.10.2003 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal, birleştirilen temliken tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine dair verilen 05.11.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, sayılı taşınmazın, davalının da 1541 parsel sayılı taşınmaz maliki olduğunu, kendisinin il dışında memur olarak çalışırken davalının yokluğundan istifade ederek taşınmazının doğu sınırından batıya doğru yaklaşık 80-90 cm eninde ve kuzeyden güneye uzanan taşınmazının boydan boya bir bölümünü kendi taşınmazına dahil ederek el attığını, üzerine ev ve bina yaptığını ileri sürerek davalının taşınmazına olan tecavüzünün önlenmesini ve yapıların yıkılmasını istemiştir.
Birleştirilen davada ise ..., iyi niyetli olduğunu, her ne kadar davacının taşınmazına müdahalesinin varlığı tespit edilmişse de, tecavüzlü alandaki binanın değerinin arsa bedelinden fazla olduğunu, bu nedenle 20,35 m2 yerin tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve kal davasının kabulüne, birleştirilen temliken tescil davasının reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı karşı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Çaplı taşınmazda iyiniyet iddiası dinlenemiyeceğinden temliken tescil istemini reddi ile elatmanın önlenmesine karar verilmesi yerindedir. Ancak, yargılama sırasında davalı karşı davacı ... vefat etmiş ve davaya mirasçıları devam etmiş olduklarından hükmün mirasçılar adına kurulması gerekir ise de, bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/5901, K. 2017/8490, 16 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama