KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2016/12969 E., 2017/412 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
298 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.12.2013 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.11.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesi kanalıyla Dairemize göndermiş olduğu 06.12.2016 tarihli dilekçesiyle, davadan feragat ettiklerini bildirmiştir.
Dosyada mevcut, ... 5. Noterliğinin 16.12.2013 tarihli ve 21946 yevmiye numaralı vekaletnamesine göre davacı vekilinin davadan feragate yetkili olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 307. maddesinde feragatin, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu belirtilmiştir. Aynı yasanın 308. maddesi gereğince de kabul, davacının talep sonucuna davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.
6100 sayılı HMK'nın "Feragat ve kabulün şekli" başlıklı 309. maddesi hükmüne göre de feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
Yukarıda belirtildiği üzere feragatin kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl edeceği hükme bağlanmıştır. Yine belirtmek gerekir ki feragatin
./..
2016/12969-2017/412 -2-
geçerliliği karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Bu nedenle mahkemece verilen kararın davacının davadan feragati hakkında mahkemesince bir karar verilmek üzere bozulması gerekir. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları da bu doğrultudadır. (11.04.1940 tarihli ve 70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.05.1992 tarihli ve 1992/2-250/364 sayılı kararı)
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/12969, K. 2017/412, 20 Ocak 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama