KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2016/15977 E., 2019/1842 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2019
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
274 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.12.2015 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.03.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ KARAR _
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 739 ada 435 parselde kayıtlı 7. Blok, Zemin kat, 2 No'lu bağımsız bölüm üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
Somut olaya gelince; mahkemece, davaya konu taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı ..., davalı ile dava dışı eşi ... dava konusu taşınmazda birlikte paydaş iken, ...'un payını satın almış ve işbu davayı açmıştır. Diğer eş ... tarafından taşınmazı satan aleyhine Türk Medeni Kanununun 194. maddesine dayalı tapunun iptali ve tescil davası açılmamıştır. Satıcı eş ... ile davacı ... arasında aile konutu şerhini bertaraf etmek amacıyla el ve işbirliği olduğu da iddia edilip kanıtlanmadığından üçüncü kişi konumundaki paydaş davacının mülkiyet hakkı aile konutu şerhi nedeniyle kısıtlanamaz.
Bu durumda, mahkemece davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/15977, K. 2019/1842, 4 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama