KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2016/16559 E., 2020/6613 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2020
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
308 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, 12.10.2015 gününde verilen dilekçe ile mirasın gerçek reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.02.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanununun 605/1. maddesine dayalı olup, hasımsız olarak açılan mirasın gerçek reddine ilişkindir.
Davacı, babaannesi olan ...'nın 08.02.2015 tarihinde vefat ettiğini, kendisinden kalan mirası reddettiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Mirasın gerçek reddine ilişkin beyanın üç ay içinde yapılması gerekir (TMK m. 605/1, 606).
Böyle bir davada Sulh hakiminin görevi, reddin süresinde olup olmadığı ve ret edenin mirasçılık sıfatı bulunup bulunmadığını incelemek, süre koşulu ile mirasçılık sıfatının gerçekleşmesi halinde ise, Türk Medeni Kanunu’nun 609. maddesi uyarınca ret beyanını tespit ve tescil etmekten ibarettir.
“Ret Hakkının Geçmesi” başlıklı Türk Medeni Kanunu’nun 608/3. maddesi gereğince; ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse, bunlar için ret süresi, önceki mirasçılar tarafından mirasın reddedildiğini öğrendikleri tarihten işlemeye başlar.
Somut olaya gelince; muris ... 08.02.2015 tarihinde vefat etmiş olup, mirasçılarından ..., murisine ait mirası 27.05.2015 tarihinde verilen ve 29.07.2015 tarihinde kesinleşen reddin tespiti kararı ile reddetmiştir. Davacının ret süresi üst soyu olan ...’nın mirası reddettiğini öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
O halde davacı tarafından miras reddinin süresi içerisinde yapılıp yapılmadığının tespiti için, davacıya öğrenme tarihini ispatlayabilmek açısından imkan tanımalıdır.
Davacının bu hususta getireceği deliller toplanarak, davacı isteminin 3 aylık hak düşürücü sürede yapılıp yapılmadığı incelenerek hüküm kurulması gerekirken, davacı tarafından davanın 12.10.2015 tarihinde açıldığı ve hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu gerekçesi ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/16559, K. 2020/6613, 22 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama