KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2016/16797 E., 2020/5321 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2020
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
339 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki geçit hakkı kurulması davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
_ KARAR _
7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı kanunla değiştirildikten sonra gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili iki aşamalı bir yol benimsenmiştir.
Bu kanun değişikliğine göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanunun 21/2 maddesi uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligat bilinen veya gösterilen adresine yapılacaktır. Buna göre ilk defa bildirilen adresin muhatabın (davalının) adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adres olması arasında fark yoktur. Her iki adres de Tebligat Kanununun 10/1 maddesi kapsamında bilinen adrestir. Muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanunun 20. ve 21. maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliğinin 29. maddesi uyarınca, muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerekir.
Muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda, tebliğ evrakının tebligatı çıkaran mercie geri gönderilmesi gerekir. Ancak bu aşamadan sonra Kanunun 10/2 ve Yönetmeliğin 16/2 maddeleri nazara alınarak tebliğ evrakının açık mavi renkli zarfla adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirterek, Kanunun 21/2 maddesine göre tebliği mümkün olabilecektir.
Tebligat Kanununun 10/2 ve 21/2 maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2 maddesine göre tebligat çıkartılması ve bu hükme göre tebliğ edilmesi, yukarıda belirtilen hükümlere aykırı olduğundan ve muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından usulüne uygun değildir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/16797, K. 2020/5321, 23 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama