KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2016/17019 E., 2017/3217 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
267 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.09.2014 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.10.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, kadim su kaynaklarına davalı köyün hak iddia ederek el attığını belirterek suya elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; mera ve suyu kadimden beri kullandıklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Hükmün hangi hususları kapsayacağı 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir.
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Mahkemece bozmaya uyularak tesis edilen "davanın kısmen kabul kısmen reddine’’ dair verilen karar infaza elverişli değildir. Mahkemenin hangi hususu kabul ettiği hangi hususu red ettiği anlaşılamamakta ve bu durum infazda terettüd uyandıracak nitelikte olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/17019, K. 2017/3217, 19 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama