KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2016/17248 E., 2017/6218 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
540 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.11.2013 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi talebi üzerine Diremizin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.06.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, 02.05.2013 tarihinde vefat eden muris ...'ın terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece ilk olarak, TMK'nın 605/2. maddesi uyarınca mirasın hükmen reddine karar verilmiş, davalı vekilinin temyiz talebi üzerine Dairemizin 01.12.2015 tarih, 2015/7835-111000 E.K. sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu'nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.
Mahkemece, davanın niteliği gereği davalı-alacaklının murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama giderinden davalının değil davacının sorumlu tutulması ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
-K ARŞIO Y-
Dava, mirasın hükmen reddin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların davanın görülmesi ve sonuçlandırılması için ödedikleri paraların tümüne yargılama giderleri denir. Keşif giderleri, tanık ve bilirkişiye ödenen ücret ve giderler, yargılama sırasında yapılan diğer tüm giderler, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti yargılama giderleri kapsamındadır. (HMK m 323)
Kural olarak yargılama giderleri davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir. (HMK m 326) Yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedilir. Yargılama gideri tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. (HMK m 332 / 1,2)
Davalı, davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmez. (HMK m 312/2)
Davalı taraf, davaya verdiği cevap ve yargılama boyunca davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verildiğinden, aleyhine hüküm kurulan davalı, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesi gereğince yargılama giderlerinden sorumludur.
Sayın çoğunluğun, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğine kararına katılamamaktayım.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/17248, K. 2017/6218, 13 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama