KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2016/1742 E., 2018/2049 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Mart 2018
Karar Metni
272 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
.... Davacı tarafından, davalı aleyhine 16.04.2013 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27.10.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, paydaşı olduğu dava konusu 205 sayılı taşınmazda 06.09.2011 tarihli satış ile davalıya satılan hissenin önalım hakkı nedeni ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmazdaki payını kısmen veya tamamen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşlara, satılan bu payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve pay satışı yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
Somut olayda, davacı maliki bulunduğu 205 parsel sayılı taşınmazda önalım hakkını kullanmayı talep etmiştir. Mahkemece getirtilen tapu kayıtlarına göre, dava konusu 205 Parselin toplulaştırma nedeniyle kapatıldığı, bunun sonucunda 106 Ada 11 Parsel, 111 Ada 10 Parsel, 111 Ada 7 Parsel, 192 Ada 4 Parsel sayılı taşınmazlar oluştuğu anlaşılmıştır. Söz konusu yeni oluşan taşınmazlarda davacı ve davalının müşterek paydaşlık durumlarının kalmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/1742, K. 2018/2049, 19 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama