KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2016/278 E., 2018/64 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ocak 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
371 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.09.2013 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, önalım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının dava konusu... mahallesi 424 ada, 2 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, davalının ise aynı taşınmazda 1/5 payı satın aldığını, satışın davacıya bildirilmediğini öne sürerek önalım hakkına dayanarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, taşınmazın paydaşlar arasında fiilen paylaşıldığını öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazda, paydaşlardan birisinin payını üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyetin oluşması ile doğar ve satışla kullanılabilir hale gelir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut olaya gelince; Davalı taraf fiili taksim iddiasında bulunmuş, 16.02.2015 tarihinde mahkemece mahallinde keşif yapılarak taraf tanıkları dinlenmiş; ancak, bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır.
Mahkemece yukarıda değinilen ilkelere göre tarafların toplanan ve toplanacak delilleri değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/278, K. 2018/64, 8 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama