KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2016/3817 E., 2018/9086 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
523 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.01.2015 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men'ine ecrimisil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.11.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin 142 ada 9 parsel sayılı Hazineye ait taşınmazı ecrimisil ödeyerek kullanmakta olduğunu, önceki kayıtlarda dava dışı ...'in de müvekkili ile birlikte kiracı olduğunun gözüktüğünü ve fakat ...'in ölmesi nediyle, yalnızca müvekkilinin kiracı olarak kaldığını, 2014 yılında müvekkilinin ayçiçeği ekmek üzere taşınmazı hazır hale getirmişken davalının hiçbir hakkı olmadığı halde araziyi sürerek ayçiçeği ektiğini, ayçiçeğini hasat ederek gelir elde ettiğini,
davalının uyarılara rağmen taşınmazı kullanmaya devam ettiğini ve müvekkiline teslim etmediğini ileri sürerek taşınmaza müdahalesinin men'ine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, taşınmazın Hazineye ait olduğunu, davacı ve Hasan Önbey tarafından kendisine kiralandığını, bu nedenle davanın haksız olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... ... temyiz etmiştir.
Somut olayda; davacı, mülkiyeti Hazineye ait 142 ada 9 parsel sayılı taşınmazı ecrimisil ödeyerek kullandığını, 2014 yılında davalının hakkı olmadığı halde arazisini işgal ederek ayçiçeği ektiğini ve hasat ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebi ile dava açmış, davalı ise 01.11.2010 tarihli adi yazılı kira sözleşmesi ibraz ederek taşınmazda kiracı olduğunu, bu nedenle ektiğini savunmuş, mahkemece elatmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerinin kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
İddia, savunma ve tüm dosya içeriğine göre; davaya konu 142 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ... adına tarla vasfıyla kayıtlı olduğu, beyanlar hanesinde ...'in işgalinde olduğuna dair şerh bulunduğu, ... Kaymakamlığı (Mal Müdürlüğünün) 18.02.2015 tarihli müzekkere cevabına göre davacı ... ve dava dışı ...'in ecrimisil ödemek suretiyle taşınmazı işgal ettikleri anlaşılmaktadır.
Davalı ... ... ise davacı ... ile yaptıkları kira sözleşmesine dayanarak taşınmazı ekip biçmek suretiyle kullandığını savunmuş taraflar arasında adi yazılı şekilde düzenlenmiş 01.11.2010 tarihli sözleşmeyi ibraz etmiştir. Bu sözleşmeden davacının ve dava dışı ...in taşınmazı davalıya 10 yıllığına kiraya verdiği anlaşılmaktadır. ... Kaymakamlığı (Mal Müdürlüğünün) 18.02.2015 tarihli yazısından.
07.04.2010 tarihinden sonraki dönem için henüz ecrimisil tahakkuk ettirilmediği belirtilmiştir. Eldeki dava 22.01.2015 tarihinde açılmış olup ve 07.04.2010 tarihinden sonraki dönem bakımından ecrimisil tahakkuk ettirilmediğide gözönüne alındığında davacının malik ve zilyet olmadığı taşınmazı davalıya kiraya verdiğinden söz etme olanağı bulunmadığından ecrimisil talep etmesi mümkün değildir.
Malik ve zilyet olmayan davacının ... adına tarla niteliğiyle kayıtlı dava konusu 142 ada 9 parsel sayılı taşınmazı işgal ettiği, ecrimisil dahi ödemediği açıktır. Bu durumda davanın reddi gerektiği halde, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
KARŞI OY
Yapılan yargılamaya, toplanan delilleri, dosya içeriğine ve temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun yerel mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/3817, K. 2018/9086, 17 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama