İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /14. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 14. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2016/3820 K.2018/1395

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 21.07.2008 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi ve kal talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.11.2015 günlü hükmün Yargıtayca…

Esas2016/3820Karar2018/1395Tarih26 Şubat 2018Okuma7 dk · 1.444 kelime

KÜNYE

14. Hukuk Dairesi 2016/3820 E., 2018/1395 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
26 Şubat 2018
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.444 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 21.07.2008 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi ve kal talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.11.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_ KARAR _

Dava, suya el atmanın önlenmesi ve kal talebine ilişkindir.

Davacılar dava dilekçesinde; davalı ...'ın 102 ada 135 parselde yer alan taşınmazına kuyu açması sonucu 105 ada 1 parsel sayılı köy tüzel kişiliğine ait taşınmazda yer alan köy çeşmesinin suyunun azaldığını, davalının kendi bahçesine açtırdığı kuyudan çıkan suyu bahçesini sulama amaçlı kullandığını, davacıların köy çeşmesinden akan suyu hem içme hem de kullanma suyu olarak kullandıklarını, bu nedenle davalı tarafından yapılan haksız müdahalenin men' ini ve davalı tarafça açılan kuyunun kapatılması ile davalı tarafça döşenen boruların kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili cevabında; davalının açtığı kuyunun 40 yıllık bir kuyu olduğunu ve davacıların çeşme suyuna ihtiyaçları olmadığını şebeke suyundan faydalandıklarını, köy çeşmesinin kurumasının nedeninin çeşme başında bulunan ceviz ağaçlarından kaynaklanmış olabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece kurulan ilk hükümde; davacının davasının kabulü ile, 102 ada 135 no'lu parselde yer alan su kuyusunun kal' ine karar verilmiştir.

Hüküm, davalı vekilinin temyizi üzerine “...dosya içerisinde bulunan 20.09.2011 tarihli jeoloji bilirkişi raporunda davalıya ait keson kuyuda pompaj testi yapıldığında, dava konusu köy çeşmesindeki damlacıkların kuruduğu, keson kuyunun köy çeşmesini etkilediği, pompaj yapılmadığı zaman ise etkilenmenin ortadan kalktığı belirtilmiştir.

Tarafların bilirkişi raporuna itiraz etmeleri üzerine mahallinde 22.10.2012 tarihinde tekrar keşif yapılmış, keşif sonrası dosyaya ibraz edilen jeoloji bilirkişi raporunda davalıya ait keson kuyunun bulunduğu yerin anahtarı olmadığından pompaj testi yapılamadığı belirtilmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporları hüküm kurumaya yeterli ve elverişli değildir.

Şöyle ki bilirkişi raporlarında davalıya ait keson kuyuda derinleştirme faaliyeti yapılıp yapılmadığı, derinleştirme yapıldı ise etkilenmenin bu derinleştirme faaliyetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, derinleştirme öncesi eski hale getirmenin mümkün olup olmadığı hususları tespit edilmemiştir.

Bu durumda mahallinde suların az olduğu dönemde fen, ziraat, jeoloji ve inşaat bilirkişi eşliğinde keşif yapılarak davalıya ait keson kuyuda derinleştirme faaliyeti yapılıp yapılmadığı, derinleştirme yapıldı ise etkilenmenin bu derinleştirme faaliyetinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, derinleştirme öncesi eski hale getirmenin mümkün olup olmadığı eski hale getirme mümkün ise davacılara ait suyun, kuyusuna dönüp dönmeyeceği, mümkünse eski halin iadesine karar verilmesi, mümkün olmazsa davalı kuyusundan davacıların da yararlanacak şekilde rejim kurulması gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru görülmediği” gerekçesi ile bozulmuştur.

Mahkemece; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; “davacıların davasının kısmen kabulü ile 19/08/2015 havale tarihli jeoloji müh. ek bilirkişi raporuna göre kuyunun derinleştirme öncesi eski hale getirilmesi mümkün olmadığından, davalıya ait ev içerisindeki kesonkuyu (9,80m.) derinlikte bırakılarak kesonkuyunun çalıştırıldığı her saat için 18 lt. suyun kesonkuyudan alınarak 31/12/2014 havale tarihli raporda belirtildiği şekilde (sulama başlangıcında (A)'daki pompanın motor gücü tespit edilerek elektrik saati endeksi okunur, ayda bir endeksi okumak suretiyle endeksten pompanın kaç saat çalıştığı tespit edilir.

Pompanın çalıştığı her 1 (bir) saat için 18 lt su bir tankere alınarak (B)'den faydalananların kullanımına verilir.) kaynaktan faydalanan davacılara verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

Ne var ki; mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulmuştur.

Türk Medeni Kanununun 718. maddesi gereğince; Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.

Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanununun 756. maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır."

Gerek Türk Medeni Kanununun 718. maddesi gerekse 756/2. maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.

Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabi ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su kaynak niteliğini kazanmaz (.../ .../ ..., Türk Eşya Hukuku, ... 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanununa tabidir.

Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera,orman vb) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir.

Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur. Arazinin mülkiyetine tabi olan kaynak suyu yani özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak hakkı da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa elatma varsa elatmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır.

Türk Medeni Kanununun 756/2. maddesi gereğince "Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur" hükmü doğrultusunda kaynak hakkı ancak tapuda düzenlenecek resmi senetle tapu malikinin rızası ile kurulabilir.

Yine benzer şekilde Türk Medeni Kanununun 837. maddesi de "Başkasının arazisinde bulunan kaynak üzerinde irtifak hakkı, bu arazinin malikini suyun alınmasına ve akıtılmasına katlanmakla yükümlü kılar. Bu hak, aksi kararlaştırılmadıkça başkasına devredilebilir ve mirasçıya geçer. Kaynak hakkı, bağımsız nitelikte ve en az 30 yıl için kurulmuş ise tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilir” şeklinde düzenlenmiştir.

Madde hükmünde belirtildiği üzere, kaynak irtifakı doğrudan kişiye bağlı olarak kurulabileceği gibi başkalarına devri de kararlaştırılabilir. Bağımsız ve daimi hak olarak tesis edildiğinde tapu kütüğüne ayrı bir sayfaya kaydı da mümkündür. Kaynak hakkının kazanılmasına ilişkin kanunda açık bir hüküm olmamakla birlikte eşyaya bağlı diğer irtifakların kazanılması hükümleri uyarınca Türk Medeni Kanununun 780. maddesinden kıyasen yararlanarak taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasına ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmektedir (m.704/2). Bu durumda kaynak hakkının, resmi şekilde düzenlenecek sözleşme ile tapu siciline tescil ile kazanılması mümkündür.

Gerçekten Türk Medeni Kanununun 756/2 ve 837. maddesinde belirtilen kaynak irtifakına konu olabilecek su özel su olup genel su niteliğindeki yeraltı suyu bu düzenlemelerin dışındadır. Nitekim genel sular taşınmaz mülkiyetinin kapsamı içinde kabul edilemez.

6100 sayılı HMK’nun ''Hükmün kapsamı'' başlıklı 297/2. maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

Mahkemece bozma sonrası aldırılan bilirkişi raporunda; davalıya ait keson kuyunun (A) cidarlarının oldukça düzgün olduğu görüldüğünden, keson kuyu tekrar eski haline getirilebilir.

Ancak derinleştirilen kesonkuyudan aradan geçen 11 yılık süre içinde pompa ile su çekilmesi sonucu kaynağı besleyen suların doğal akış güzergahı değiştiğinden ve bu akış şekli zamanla kalıcı hale geldiğinden adeta suların doğal akış pozisyonu oluşturduğu, kesonkuyu açılmadan önce doğal olarak akan yüzeysuyu ve yeraltı sularının keson kuyunun açılması ile kesonkuyuya doğru yöneldiklerinin sabit olduğu ve bu nedenle keson kuyu açılmadan veya 7 mt derinlikte iken olan debisine kavuşması ve aynı debide akmasının mümkün olmadığı,

bu nedenle 9.80 metre derinlikte bırakılarak keson kuyunun çalıştırıldığı her saat için 18 lt. suyun keson kuyudan alınarak kaynaktan faydalanan davacılara verilmesi rapor edilmiştir.

Öte yandan bozma öncesi aldırılan 20.09.2011 tarihli jeoloji ve hidrojeoloji mühendisi bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda davacı ...'a ait 105 ada 25 sayılı parselde yer alan kuyunun beslenme güzergahı farklı olup çeşme ve keson kuyuya etkisi bulunmadığı tespit edilmiş, bozma sonrası aldırılan bilirkişi raporunda ise davacı ...'a ait su kuyusunda su olmadığı tespit edilmiş ise de davacıların kullanımındaki köy çeşmesinin beslenme alanı içerisinde olup beslenme açısından köy çeşmesini etkileyeceği kanaatine varılmıştır, bu haliyle bilirkişi raporları arasında çelişki bulunmaktadır.

Hal böyle olunca, öncelikle bu iki rapor arasındaki çelişki giderilmeli davacı ...'a ait kuyunun köy çeşmesini etkileyip etkilemediği tespit edilmeli ve suların en az olduğu dönem olan ekim ve kasım aylarında mahallinde ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi ve fen bilirkişiler hazır bulundurularak yeniden keşif yapılmalı, davacıların ve davalının suya ihtiyacı olup olmadığı bilimsel verilere uygun olarak tespit ettirilmeli, bu ihtiyacı şebeke suyu veya başka kaynaktan karşılayıp karşılamadıkları araştırılmalı,

içme suyu ihtiyacının sulama suyu ihtiyacına nazaran öncelikli olduğu ve davalının mevcut durum itibari ile kuyusunun kapatılması mümkün olmadığı da gözetilerek açtırdığı kuyudan çıkan su ihtiyacından fazla ise davacılar ve davalının ihtiyaçları oranında yararlanabileceği bir su rejimi kurulması yoluna gidilmelidir. Değinilen yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.02.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/3820, K. 2018/1395, 26 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
14. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/3820
Karar No
2018/1395
Tarih
26 Şubat 2018

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2016/3821 K.2018/2162
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2016/3821 K.2018/2540
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2016/3822 K.2018/2541
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2016/3823 K.2018/387
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2016/3823 K.2018/962
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2016/3824 K.2018/961

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.