KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2016/5754 E., 2017/8960 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2017
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.01.2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali mera olarak sınırlandırılması talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09.02.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı hazine temsilcisi bulunduğunu, 102 ada 44 sayılı mera parselinden ayrılarak davalı adına tescil edildiğini, 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 102 ada 44 parsel sayılı meraya dahil edilmek suretiyle sınırlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Müteveffa Davalı ... cevap dilekçesinde, kadastro çalışmaları sırasında bir başka yerin adına tespit edildiğini Müdürlüğünce çağrılarak sulh yolu ile anlaşmak istendiğinin söylendiğini, keşif esnasında kendisine ait olan yerlerin gösterildiğini, ölçümü yapan kadastro heyetinin başka yeri adına tespit ettiğini, göstermiş olduğu yerlerin kendisine babasından kaldığını, bir bölümünü de amcasından satın aldığını, senetlerinin bulunduğunu bildirmiş yargılamanın devamında davalı ...'nın 24/10/2015 tarihinde vefat etmesi üzerine mirasçısı ... davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava kadim mera iddiasına dayalı tapu iptali ve taşınmazın mera olarak sınırlandırılması iatemine ilşkindir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Dava konusu 128 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapusun iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, fazladan komşu 102 ada 44 mera parseliyle birleştirilmesine karar verilmesi doğru değildir.
3- Ayrica 11.01.2011 tarihinde kabul edilen 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 21.06.1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanununa 36. maddeden sonra gelmek üzere eklenen "Kamu tarafından açılan davalarda yargılama giderleri" başlıklı 36/A maddesinde; "Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehdarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil, yargılama giderine hükmolunmaz" hükmü yer almaktadır.
Aynı kanunun 17. maddesi hükmü ile 3402 sayılı Kanuna eklenen geçici 11. madde ile de; "Bu kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır" hükmü getirilmiştir.
Mahkemece, anılan kanun hükümleri doğrultusunda davalının yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmaması gerekirken, değinilen kanun kuralı gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ise de belirtilen hususlar kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/5754, K. 2017/8960, 30 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama