KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2016/9664 E., 2019/7059 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2019
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
540 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.10.2014 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili, 103 ada 40 parsel, 118 ada 35,182 ve 185 parseller, 131 ada 141,231 ve 248 parseller, 132 ada 42 parsel, 133 ada 118 parsel ve 188 ada 177 parsel sayılı taşınmazlardaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, taşınmazların tümü için davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1)Dava konusu 103 ada 40 parsel, 118 ada 35,182 parsel, 131 ada 141, 231 ve 248 parsel, 132 ada 42 parsel, 133 ada 118 parsel ve 188 ada 177 parsel sayılı taşınmazlar yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu ve eki Tarifenin karar ve ilam harcına ilişkin hükmü uyarınca, karar tarihi itibariyle gayrimenkulün satış bedeli üzerinden alınacak harcın "binde 11,38" olması gerekirken hüküm sonucunda "binde 9,9" olarak hatalı gösterilmesi doğru görülmemiş ise de bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Dava konusu 118 ada 185 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise;
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. Somut olaya gelince; dava konusu 118 ada 185 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında konut olarak “Süleyman oğlu Bekir Çınar” lehine muhdesat şerhi bulunmasına rağmen mahkemece, satış bedelinin dağıtılmasında muhdesat oranlaması yapılmaması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/9664, K. 2019/7059, 24 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama