KÜNYE
14. Hukuk Dairesi 2020/1120 E., 2020/5848 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2020
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
796 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.05.2013 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.12.2019 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir. Davacılar vekili, taraflara ait 23705 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki ortaklığın, öncelikle paydaşlar arasında, mümkün olmaması halinde umuma açık satış suretiyle giderilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, taşınmaz üzerindeki muhdesatın kendisine ait olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın ortaklığının satış suretiyle giderilmesine ve satış bedelinin tapudaki payları oranında paydaşlara dağıtılmasına dair verilen kararın, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine. Dairemizin, 17.11.2014 tarihli, 2014/8555 Esas, 2014/12910 Karar sayılı bozma ilamı ile; “…. dava konusu taşınmaz üzerinde muhdesatların bulunduğu bilirkişi raporları ile belirlenmiştir.
Davalı ... da savunmasında muhdesat iddiasında bulunmuştur.
Bu durumda mahkemece, davalı ...'ya hak iddia ettiği muhdesat ayrıntılı şekilde açıklattırılmalı, Hazine dışındaki diğer paydaşlar muhdesat iddiasını kabul etmekle, davalı Hazine yönünden uzlaşma sağlanamadığı takdirde HMK'nın 165. maddesi gereğince görevli mahkemede dava açması için uygun bir süre verilmeli ve iddia olunan muhdesatın davalıya ait olduğu anlaşıldığı takdirde yukarıda açıklandığı şekilde oran kurulmak suretiyle taşınmazın satış bedelinin dağıtımına karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması;
Ayrıca, Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğu halde harçtan sorumlu tutulması da doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın, umuma açık satış suretiyle ortaklığın giderilmesine; satış parasının dosyada mevcut tapu kaydına, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin, 2015/197 Esas, 2017/650 Karar sayılı muhdesatlara ilişkin kesinleşmiş mahkeme ilamına, 26/11/2019 tarihli ek bilirkişi raporundaki tevzi cetveline ve veraset ilamına göre hissedarlar arasında paylaştırılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.
1)Yapılan yargılamaya toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2) Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir.
Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur.
Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. Öte yandan, Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan davada taraf olması halinde harçtan sorumlu tutulmaması gerektiği de izahtan varestedir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan gecekondu, depo, istinat duvarı, 1’er adet erik, ayva, çınar, çam ve sedir.
2’şer adet dut ve kayısı, 3’er adet ceviz ve vişne ağaçlarının davalı ...’ya aidiyetine karar verilen Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin, 26.12.2017 tarihli, 2015/197 Esas, 2017/650 Karar sayılı ilamının 26.02.2017 tarihinde kesinleştiği, 26.11.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda dava konusu taşınmazın zemin değerinin 1.222.111,00TL, taşınmaz üzerindeki davalı ...’a ait olan muhdesatın toplam değerinin 39.600,00TL,
taşınmaz üzerindeki diğer ağaçların toplam değerinin ise 3.545,00TL olduğu belirtildiğinden yukarıdaki ilkeler doğrultusunda yapılan oranlamayla davalı ...’ya ait muhdesatın satış bedelinin % 3,129’una tekabül ettiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca taşınmazın değerinden % 3,129 oranına tekabül eden kısmın muhdesat sahibi ...’ya, kalan bedelin ise tapu kaydındaki payları oranında paydaşlara ödenmesi şeklinde hüküm tesis edilmesi gerekirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde bilirkişi raporuna atıf yapılmakla yetinilmesi ve yine Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğu halde harçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiş ise de, bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nun 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2020/1120, K. 2020/5848, 6 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama