KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/12116 E., 2012/34311 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
413 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığa tayin olunan cezanın türü ve miktarı karşısında koşulları bulunmadığından, duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK'un 318.maddesi uyarınca reddine karar verilerek, duruşmasız yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın kendisine ait ... marka gri renkli aracına ait plakayı söktükten sonra, müştekinin işyerine giderek yapmış olduğu 43,00 TL.lik alışveriş karşılığında, müştekiye, işyerinde kredi kartının geçerli olup olmadığını sorduğu, müştekinin post makinesinin bulunmadığını belirtmesi üzerine bu kez cebinden 20 TL. çıkardığı, müşteki o paranın yeterli olmadığını söyleyince, parayı cebine koyup, aracından para
alıp tekrar geleceğini belirterek dışarı çıktığı, sonrasında hızla koşarak aracına binip kaçtığı, dosya kapsamından sanığın başka müştekilere de benzer fiillerini gereçekleştirdiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
Hapis cezasının “suçun işleniş şekli, sanığın amacı, kişisel ve sosyal durumu” nazara alınarak takdiren asgari hadden tayin olunmasına rağmen, aynı gerekçe ile hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasının birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak 150 gün olarak belirlenmesi suretiyle gerekçede çelişkiye düşülmesi,
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun'un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/12116, K. 2012/34311, 10 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama