İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /15. Ceza Dairesi

YARGITAY · 15. CEZA DAİRESİ

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/14419 K.2012/39544

TÜRK CEZA KANUNU (5237) Madde 158

Esas2011/14419Karar2012/39544Tarih20 Haziran 2012Okuma5 dk · 1.059 kelime

KÜNYE

15. Ceza Dairesi 2011/14419 E., 2012/39544 K.·Nitelikli Dolandırıcılık Dini İnanç Ve Duyguların İstismarı

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
20 Haziran 2012
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.059 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

TÜRK CEZA KANUNU (5237) Madde 158

"İçtihat Metni"

ÖZET

SANIĞIN HAYALİ BİR YARATIK İLE İŞBİRLİĞİ YAPTIĞI, KENDİSİNE YAPILACAK YARDIMLARIN ALLAH’A BORÇ VERME KABİLİNDEN SAYILACAĞI, GERÇEKTE MEVCUT OLMAYAN HASTALIKLARININ BULUNDUĞU, YABANCI İSTİHBARAT BİRİMLERİNİN PEŞİNDE OLDUĞU, KANSERE İLAÇ BULDUĞU GİBİ YALANLARLA SANAL ORTAMDAKİ TAKİPÇİLERİNİ ETKİLEYİP KENDİSİNE PARA GÖNDERİLMESİNİ SAĞLADIĞI HUSUSLARI DİKKATE ALIN­DIĞINDA, SANIKLARIN BAHSİ GEÇEN MAĞDURLARA YÖNELİK EYLEMLERİNİN 5237 SAYILI TCK’NIN 158/1-A MADDESİNDE DÜZENLENEN DİNİ İNANÇ VE DUYGULARIN İSTİSMAR EDİLMESİ SURETİYLE DOLANDIRICILIK SUÇUNUN UNSURLARINI OLUŞTURACAĞI GÖZETİLMELİDİR.

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

1) Sanıklar hakkında mağdur-sanıklar Hülya, Akın, Ergün ve K.Ümit’e yönelik eylemleri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik temyiz istemlerinin ince­lemesinde;

5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuç­landırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı Kanun’un 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından, 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığı’na GÖNDERİLMESİNE,

2) Sanıklar hakkında, mağdur-sanıklar Hülya, Akın, Ergün ve K.Ümit haricindeki mağdurlara yönelik eylemleri nedeniyle izinsiz yardım toplama kabahatinden verilen idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına dair karara yönelik o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz istemi ile ilgili olarak; Yargıtay CGK’nın 04.10.1993 gün ve 187/227 sayılı kararında açıklandığı üzere tür ve miktarı itibariyle kesin olan kararların suç vasfına yönelik bir temyiz bulunması halinde Yargıtay’ca incelenmesinin olanaklı bulunması, o yer Cumhuriyet Savcısının temyizinin de suç vasfına yönelik olduğu değerlendirilerek yapılan temyiz incelemesinde,

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte birtakım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.

Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Dolandırıcılık suçunun dini inanç ve duyguların istismar edilmesi su­retiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalan­dırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzen­lenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.

Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.

Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular al­datma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.

Somut olayda;

1947 yılında E… ilinde doğup lise mezunu olan sanık Bülent’in, geçmiş yıllarda çeşitli gazetelerde H… v. A… ismi ile Danimarka asıllı Alman fizikçi kimliği ile astronomi, astroloji, burçlarla ilgili yazılar yazdığı, bu şekilde ünlendiği, kitaplarındaki özgeçmiş bilgilerine göre İskandinav asıllı Alman bilim adamı, araştırmacı, düşünür, mucit, yazar ve gazeteci olduğuna dair özgeçmiş inşa ettiği, 1980’li yıllarda “A.

A…” isimli atom ve tanecik fiziği, karadelikler, ışınlanan insanlar, kafdağı cinleri, kuantum fiziği, hızır tezkireleri gibi ko­nularda seri kitaplar yazdığı, bu kitapları ile ününün İslam Dini ile birlikte bilime ilgi duyan insanlar arasında da yayıldığı, bir televizyon kanalında canlı yayına çıkıp dini görüşlerini paylaştığı, internetin yaygınlaşması ile birlikte sanık adına açılan internet sitelerinde kendisine taraftar kazandığı ve gö­rüşlerini yaydığı,

H… v. A… ismini kullanarak yazdığı kitaplarını okuyarak etkilenen insanlarla ve az sayıda yurt dışındaki insanlar ile internet ortamında chat programları yoluyla ilişki kuran sanığın taraftarlarına Allah’ın şur’a (jüri) kurulmasını emrettiğini söylemesi üzerine, H… v.

A…’ın fikirlerini özümsemiş kişiler olarak gösterilen mağdur-sanıklar Hülya, Akın, Ergün ve K.Ümit’ten oluşan şur’anın kurulduğu, Bülent’in kendisinin Hızır ile görüştüğünü, onun Hülya’nın başkan seçilmesini istediğini söylediği, bu nedenle Hülya’nın başkan olarak seçildiği, “J…” isimli kendilerine iyiliklerde yardım eden, kötülüklerden koruyan 2300’lü yıllardan günümüze zaman içerisinde geriye gelmiş hayali yaratığın sanığın yardımcısı olduğunu söylediği, kendisini bazen “Dabbetü’l-arz” bazen “Zülkarneyn” olarak tanıtan sanığın kendi hesaplarına daha çok para gönderilmesini sağlamak amacıyla bahaneler uydurduğu,

hayali düş­manlar oluşturarak grup üyelerinin dikkatlerini istediği yönde yoğunlaştırdığı, bu cümleden olarak, sağlık sorunlarının olduğu deniz kenarında bol oksijenli bir yerde ev alması halinde iyileşeceği vurgulanarak E…-A…’da bir yazlık alındığı, yoksul öğrencilere burs verileceği, yoksul vatandaşlara yardım edi­leceği ileri sürülerek ve “J…” isimli hayali yaratığın masraflarının ve maaş ödemesinin olduğu söylenerek ve bu hususlar zaman içerisinde tekrarlanarak takipçilerinden para talep edildiği,

sanığın sanal ortamdaki takipçilerinin eko­nomik güçleri oranında sanığın yakalandığı 2006 yılı Haziran ayına kadar, düzensiz olsa da sürekli olarak para gönderdikleri, gönderilen paranın 2005 Ocak-2006 Mayıs döneminde toplamda 128.870 TL’yi bulduğu, sanık Bülent’in eşi sanık Mesude’nin ortak hesaplarına gönderilen paraları çektiği, chat or­tamında sanık Bülent’in felçli olduğunu, sürekli tedaviye ihtiyacı olduğunu, dizüstü bilgisayara ihtiyaçları olduğunu yazarak sanık Bülent’in eylemlerine katıldığı,

Yukarıda isimleri yazılı mağdur-sanıklar haricindeki, sanıktan şikayetçi olmayan kırk ayrı mağdur yönünden, mağdurların aşamalarda değişmeyen, sanık Bülent’in bilimsel çalışmalarını ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmesi amacıyla isteyerek para gönderdikleri, kandırılmadıkları, istediği takdirde yine göndermeye devam edecekleri yönündeki beyanları, tamamına yakınının çeşitli üniversitelerden mezun olup doktor, diş hekimi, öğretmen, memur gibi mesleklerden oldukları,

soruşturma başladıktan sonra da düşüncelerinde herhangi bir değişiklik olmadığı gözönüne alınarak mahkemece aldatma öğesi bulunmadığından eylem 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’na muhalefet etmek kabahati olarak değerlendirilerek gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığı kararı verilmiş ise de, yukarıdaki anlatım ışığında, sanığın hayali bir yaratık ile işbirliği yaptığı, kendisine ya­pılacak yardımların Allah’a borç verme kabilinden sayılacağı, gerçekte mevcut olmayan hastalıklarının bulunduğu, yabancı istihbarat birimlerinin peşinde olduğu,

kansere ilaç bulduğu gibi yalanlarla sanal ortamdaki takipçilerini et­kileyip kendisine para gönderilmesini sağladığı hususları dikkate alındığında, sanıkların bahsi geçen mağdurlara yönelik eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenen dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçunun unsurlarını oluşturacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde sanıklar hakkında idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

SONUÇ / HÜKÜM

Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 20.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/14419, K. 2012/39544, 20 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/14419
Karar No
2012/39544
Tarih
20 Haziran 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2011/14421 K.2012/27492
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2011/14422 K.2012/23647
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/14424 K.2012/40116
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2011/14425 K.2012/22168
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/14426 K.2012/39368
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/14428 K.2012/39366

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.