KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/14921 E., 2012/40205 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
467 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK. nun 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır.
Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Somut olayda; sanığın, eşi ile birlikte hastahaneye giden katılanın yanına yaklaşarak babasının Hac'da öldüğünü, fakirlere dağıtmak için para ayırdığını bu konuda kendisine yardımcı olmasını istediği, katılanın teklifi kabul etmesi üzerine kardeşime haber vermen lazım diyerek birlikte bir apartmana girdikleri, burada katılana 500 tl verdiği, bu sırada sanığın kardeşi olarak tanıttığı ancak kimliği tespit edileyen bir şahsın gelerek katılan'a " bu ... böyle olmaz seninde para koyman gerekir, biz sana daha sonra fakirlere dağıtman için 10.000 tl vereceğiz" dediği,
ikna olan katılanın 500 tl üzerine 90.00 tl ve eşine ait 4 adet altın burma bileziği verdiği, bu şekildeki hileli söz ve davranışlarla altın ve bilezikleri alan sanık ve beraberindeki şahsın ortadan kaybolmak suretiyle menfaat temin ettikleri iddia ve kabul olunması karşısında, eylemin temas ettiği, 5237 sayılı TCK’ nun 158/1-a maddesinde düzenlenen “ Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle" nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde,
hüküm kurulması,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/14921, K. 2012/40205, 28 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama