KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/15172 E., 2012/40080 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Dolandırıcılık (değişen suç vasfı ile hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
403 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, müştekinin işyerine gittiği, yeni bir telefon almak istediğini söylediği, sim kartı çıkartarak takması için müştekiye verdiği, müştekinin sim kartı taktıktan sonra telefonu sanığa verdiği, sanığın dışarıda bulunan taksi şöförüne göstereceğim diyerek dışarı çıktığı, ve olay yerinden kaçtığı sanığın müştekiyi kandırmaya yönelik iradesini sakatlayacak beyanlarının olmadığı, eyleminin hırsızlık kapsamında kaldığı anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın eylemenin TCK'nun 142/1-6. maddesi kapsamında kaldığı halde yazılı şekilde aynı yasanın 141/1. maddesiyle uygulama yapılması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak,
1-5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Mahkumiyet hükmünde, mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 58/7.maddesi gereğince "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden;hükümde yer alan 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, "53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkranın c bendende yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/15172, K. 2012/40080, 27 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama