KÜNYE
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/15290 E., 2012/40314 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suç
- Bedelsiz Senedi Kullanma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
495 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için; sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile sokması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
Somut olayda; sanığın, katılanlara sattığı araca karşılık aldığı 10.000,00 TL ve 20.000,00 TL değerindeki iki senedi aracı iade etmesine rağmen katılanlara vermediği gibi borcuna karşılık başkasına ciro ederek katılanları hakkında icra takibi altında bıraktığı olayda bedelsiz senedi kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1-Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek mercii 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 108.maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıvermeye ilişkin hükümlerin uygulanacağının belirtilmesi karşısında,
denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin 7. fıkrası gereğince hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde 5275 sayılı Kanun'un 108/4. maddesi uyarınca sanık hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
2-5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 3-1136 sayılı Avukatlık Kanunun 4667 sayılı Kanunun 77. maddesi ile değişik 164/son maddesi gözetilmeden vekalet ücretinin katılan yerine, davada taraf olmayan vekili lehine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden tekerrüre ilişkin fıkrasında yazılı “denetimli serbestlik süresinin cezanın infazından sonra başlamak üzere 1 yıl olarak belirlenmesine” ibaresinin ve 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine,
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/15290, K. 2012/40314, 2 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama